gökçe

gökçe
@sserendipce
hep böyle kalacağım: acayip, biçimsiz bir karışım...
4/10
·330 syf.··
2020 69. kitabı
·
26 saatte okudu
·
Okunma: 03 Kasım 2020 22:09
Bu kitap beni biraz hayal kırıklığına uğrattı aslında. Yazarın daha önce Son Ada ve Huzursuzluk kitaplarını okumuştum ve cidden beğenmiş, etkilenmiştim. Ama bu kitapla fark ettim ki aslında o kadar da etkilendiğim, aşırı beğendiğim bir yazar değilmiş Zülfü Livaneli. Sebebine gelirsek eğer, Kitap, konusu bakımından ilgi çekici ve gayet sürükleyici. Özellikle son sayfalar insanı bi' ters köşe yapmıyor değil. Ancak kitabı okuduğumda anladım ki baş karakter daha iyi sunulabilirmiş okuyucuya. Kitabı okurken çok farkında değildim bunun çünkü tamamen 'kardeşimin hikayesi'ne odaklanmıştım ama bitirince fark ettim ki çok sığ kalmış baş karakter. Karakterin yaptığı birkaç gözlemi, düşünceyi ve analizi saymazsak eğer karakter, her şeye dışarıdan bakan bir gözlemci. Kendi iç dünyası hakkında hiçbir şey yok kitapta. Ne hissettikleri var, ne kendisi hakkında birkaç ipucu var, ne yaşadığı psikolojik buhranlar var... karakterle ilgili bildiğimiz şeyler çok sınırlı. Ailesi, hayatı, başarıları.. ama kendisi yok. "Nasıl uzaklaştı bu adam insanlardan, nasıl birden hiçbir canlıya dokunamıyor hale geldi, nasıl bu adam hiçbir şey hissedemeyen bir robota dönüştü?..." Tamam bütün bu soruların cevabını aslında kitabı okurken öğreniyoruz ama yok, hayır sadece bunların sebepleri var. Yaşadığı travmaların onda bıraktığı izler yok, duygularını kaybediş süreci yok... Sadece cevap niteliğinde bir hikaye var. Bir de fikrimce karakterler çok yüzeysel kalmış. Kitaptaki bir karakter hariç kalanların hepsi dümdüz. Tamam zaten yazardan 300 sayfalık bir kitap içinde 10-15 karakterin bütün iç dünyasını anlatmasını beklemek mantıksız olur evet ama karakterler yok gibi. Sanki hiçbiri var olmamış da hepsi bizim tuhaf karakterimizin birer hayal ürünü. Özellikle bir karakter vardı ki of... adeta popüler ergen
Edebiyat
Kardeşimin HikayesiZülfü Livaneli · Doğan Kitap · 2019126,4bin okunma
Reklam
Puan vermedi·184 syf.··
2020 51. kitabı
·
20 saatte okudu
·
Okunma: 01 Eylül 2020 18:18
Kitabı okurken "Bu kitap uzun bir incelemeyi hak ediyor." dediğimi hatırlıyorum. Şimdiyse aklımdakileri yazıya dökebileceğimden bile emin değilim. Sanırım hala o yarım kalmışlık duygusunu atamadım üstümden. Ama bir deneyelim bakalım. Çok güzel bir kitaptı. Zweig'ın en güzel kitaplarından biriydi benim için. Onun o savaş karşıtı düşüncelerini bu hikayenin içinde karakterlerin yaşadıklarıyla, duygularıyla, sözleriyle dile getirmesi ve bunu o bilindik kendine özgü diliyle yapması, kitabın sizi daha da içine çekmesini sağlıyor. Okumaya başladığınızdan itibaren Zweig'ın diliyle karşılaşıyor ve büyük bir zevkle okuyorsunuz zaten ama sonralarında her şey çok hızlı gelişiyor. Çok fazla soru işareti beliriyor kafanızda. Ki kitabı bitirdiğinizde de -tıpkı benim gibi- o yarım kalmışlık duygusunu iliklerinize kadar hissedebiliyorsunuz. Yazarın intiharı sebep olmuş bu kitabın böyle yarım kalmasına. Fikrimce bu kitabı daha ayrıntılı ve uzun olacak şekilde tasarlamış, yani en azından kitabın ilk başlarındaki o anlatımı ben böyle yorumladım. Ama olmamış işte.. Yine de okunması gereken bir kitap. Gerçekten hem konusu bakımından hem dili açısından keyifle okudum ben. Keşke böyle bitmeseydi demeden edemiyorum ama.
ClarissaStefan Zweig · Can Sanat Yayınları · 201417bin okunma
Puan vermedi·272 syf.··
2020 47. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 20 Ağustos 2020 23:29
Öncelikle Mary Shelley'nin çok yetenekli olduğunu söylemek isterim. Kitabı oluşturacak olan hikayeyi 18-19 yaşlarında yazıp kitabın son halini ise 20'li yaşlarında bitirip biz okurlara sunmuş. Kitabın konusuna gelmeden önce bahsetmeliyim ki kitabı okurken o olayları ben yaşamışçasına yoruldum, zira kitabı okuduğum 3 gün içerisinde de birçok hissi aynı anda yaşadım: korku, hüzün, öfke, şaşkınlık... Kitap, yaşam ve ölüme büyük bir ilgi duyan ve bunun hakkında bilimsel araştırmalar yapmaya başlayan Victor Frankenstein'ı ve yaptığı bu çalışmalar sonucunda yarattığı 2.5 metrelik çirkin yaratıkla -ki kendi tabiriyle canlanmış bir mumya bile o yaratık kadar çirkin olamaz- arasında geçen olayları anlatıyor. Ki bizim Frankenstein yaratığını yarattığı gibi çirkinliğine dayanamayarak kaçıyor ve yeni doğmuş bir bebek kadar saf olan yaratığımız dünyayla baş başa kalıyor. Zaten daha sonra o saf yaratığın nasıl intikamla dolan azılı bir katile dönüştüğünü okuyoruz. Kitapta beni en çok etkileyen taraf, sevilmeyi hiç tatmamış olan, toplum tarafından yadırganmış, herkesin nefret ve korku hislerini uyandıran bu yaratığın o kan donduran cinayetleri sadece bir tek şey için yapması: bir şeyin -insan olması da gerekmez- onu bütün kalbiyle sevmesi. O kadar muhtaç ki o aylarca izlediği insanların birbirine olan sevgisine. Ama yaratıcısı bile onu terk etmişken, ondan ölümüne nefret etmişken kim sevebilir ki onu? #82435309 #82444271 Sanırım bu kitabı bu kadar sevmemin sebebi yaratığın kitap boyunca hissettiği her duyguyu hissedişimdi. Yaratıcısına yaşadığı olayları anlatırken o eski saf haline olan özlemini, insanlara olan nefret ve kırgınlığını, kendi yaratıcısına olan "beni neden yarattın!" isyanını... hepsini ben yaşamış gibiydim. (#82430633) Buraya kadar okuduysanız teşekkür ederim,
Edebiyat
Frankenstein ya da Modern PrometheusMary Shelley · Can Yayınları · 201821,7bin okunma
Puan vermedi·224 syf.··
2020 36. kitabı
·
26 saatte okudu
·
Okunma: 15 Haziran 2020 23:49
Kitaptan bahsetmeden önce söylemeliyim ki Bukowski'ye başlamak için doğru bir kitap değil. Çünküsüne gelirsek, yazarın daha önce Ekmek Arası ve Factotum kitaplarını okumuştum ve bu kitaplar otobiyografik kitaplar oldukları için daha bi' meraklı, saf ve birazcık duygusal bir Bukowski çıkmıştı karşıma. Ama bu kitabı okuduktan sonra gerçek Bukowski'yle tanışmış gibi hissediyorum: dobra, ağzı bozuk, alkolik ve erotik. O yüzden bu kitapla başlarsanız muhtemelen soğursunuz Bukowski'den. Kitaba gelirsek, kitap 26 hikayeden oluşuyor. Çoğu hikayesi de kendi hayatından parçalar taşıyor. Yaşamını biraz araştırıp okuyunca kitaptaki bazı hikayelerle olayları bağdaştırabildim. Tabii çok farklı hikayeleri de yok değil, yani sadece hayatını okumuyorsunuz. Kitabı sevdim, kötü değildi. Kitaplarına çok fazla hakim olmadığım için diğer kitaplarıyla karşılaştıramam tabii ama güzel bir kitaptı bence. Keyifli okumalar dilerim.
Edebiyat
Kasabanın En Güzel KızıCharles Bukowski · Parantez Yayınları · 20231,905 okunma
7/10
·168 syf.··
2020 8. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 12 Nisan 2020 23:34
Kitap Kafka'nın kardeşi Ottla'ya ve ailesine yazmış olduğu mektuplardan ve kartpostallardan oluşuyor. Kitabın içinde kartpostalların ve Ottla'yla Kafka'nın fotoğrafları da var. Bu okurken kitabı gözünüzde daha da güzel kılabiliyor. Kitabı okurken gülümsemeden duramıyorsunuz. Küçük kardeşine ağabeylik yapan bir Kafka'yı okuyoruz. Her mektupta/kartpostalda onu merak eden, onunla ilgilenen, sevecen bir ağabey olup çıkıyor kendisi. Okumanızı tavsiye ederim gerçekten güzel bir kitaptı. Yine de okurken "Keşke Ottla'nın da mektupları olsaydı" demeden duramadım.
Ottla'ya ve Aileye MektuplarFranz Kafka · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20251,176 okunma