Simge Orbuk

Simge Orbuk
ig: koktenkonusalim
Türkçe Öğretmeni
Üniversite
25 okur puanı
Aralık 2022 tarihinde katıldı
7/10
·192 syf.··
2025 10. kitabı
Kitabı gerçekten sevdim. Çünkü o dönemin ruhu- 68 olayları, siyasi çalkantılar, insanların yalnızca okudukları ya da yazdıkları için suçlanması — sayfalardan taşarak bana ulaştı.Yazmanın nasıl özel, nasıl tehlikeli ama aynı zamanda nasıl dönüştürücü bir eylem olduğunu yeniden hatırlattı.Kitapta en çok Leyla'nın bekleyişi dokundu içime.Belki biraz fazla empati yaptım; çünkü onun o sessiz, yönsüz, ama inatla sürdürülen umudunda kendime dair bir şeyler buldum. Ne beklediğini tam olarak bilmeden beklemek... İşte bunun adı bazen aşk, bazen sadakat, bazen de insanın kendi kalbine tutunma biçimi oluyor. Leyla'nın hislerinin ağırlığı beni epeyce sarstı; ama yine de hikâyenin kritik bir noktasını söylemek istemiyorum, çünkü o bekleyişin nereye varacağını okuyanın kendisi keşfetmeli.Naçizane bir eleştiri yapmam gerekirse kitap belli bir sayfaya kadar dizi gibi akıp giden, ritmini hiç kaybetmeyen bir tempoya sahipti. Fakat bir yerden sonra sanki aceleyle toparlanmış, hemen bitmesi gerekmiş gibi bir duygu bıraktı bende.Sayfalar azalırken finalin yaklaştığını biliyordum ama yine de o keskin geçişe hazır değildim. Hikâyenin nefesi, son bölümlerde biraz hızlı kesilmiş gibiydi. Keşke o akış, o anlatımın dingin ve derin ritmi sonuna kadar aynı güçle devam edebilseydi. Yine de bütün bu hislere rağmen, kitabın bıraktığı atmosfer ve özellikle Leyla'nın, Selim'in iç sesi belirli bir süre aklımdan çıkmayacak gibi duruyor. Bazen sevda, gerçekten de kuşun kanadında taşınır: Uçar, düşer, yeniden kalkar, ama bir türlü yurdundan vazgeçmez.Belki yola gecikenler olur, belki haber gelmez, belki umut incelir. Ama insan kalbinin yönünü kaybetmemek için yine gökyüzüne bakar. Çünkü bazı bekleyişler bir ömrün yükü değil bir ömrün kanatlarıdır…. Bekle BeniBekle Beni Zülfü LivaneliZülfü Livaneli
1000Kitap
Bekle BeniZülfü Livaneli · Can Yayınları · 202518bin okunma
Reklam
7/10
·240 syf.··
2025 9. kitabı
Romanda kıskançlık, basit bir duygu degil; insanın benligini içten içe çürüten görünmez bir yara gibi sunulur. Örik, sıradan görünen hayatların ardındaki çatlakları ustalıkla açığa çıkarır ve okuru karakterlerin iç dünyasına çekerek, kıskançlığın insanı nasıl hem mağdur hem de fail yaptığını çarpıcı bir gerçeklikle hissettirir. İşte bu yüzden kıskanmak insanın başkasına değil; en çok kendi eksikliğine baktığı andaki sessiz sızıdır.
1000Kitap
KıskanmakNahid Sırrı Örik · Everest Yayınları · 20253,340 okunma
8/10
·309 syf.··
2025 8. kitabı
Alex Michaelides'in Sessiz Hasta romanı, sessizliğin ardına gizlenmiş bir hakikatin peşine düşen çarpıcı bir psikolojik gerilimdir. Kocasını oldürdügü iddia edilen ressam Alicia'nın bir daha hiç konuşmaması, romanın merkezinde yankılanan bir sessizlik yaratır. Onu konuşturmak isteyen terapist Theo, her adımda kendi karanlığıyla da yüzleşir. Yazar, insan ruhunun derin çatlaklarını ustalıkla gösterir; gerçege yaklaştıkça okuru da sarsar. Sessiz Hasta, sadece bir suçun degil, bastırılmış duyguların, kırılmış kimliklerin romanıdır. Son sayfasına kadar merak uyandıran bu hikâye, "bazen en korkunç itirafın sessizlikte saklı olduğunu" hatırlatır. Okurken adeta kendi dizimi çektiğim bu kitap bana "ben nasıl bir kitap okudum böyle?" dedirtti. Bir solukta bitirebileceğiniz kitaplar listesinde, tavsiyedir.
1000Kitap
Sessiz HastaAlex Michaelides · Domingo Yayınevi · 202312,6bin okunma
10/10
·208 syf.··
2025 6. kitabı
Ölüm, insana hayatı anlatan en derin öğretmendir. Bir kapının kapanışı değildir sadece; ardında yankılanan seslerin, söylenmemiş cümlelerin, yarım kalmış gülüşlerin tozudur. Yaşarken zamanın sonsuz olduğunu sanırız, ama ölüm, her şeyin aslında ne kadar geçici olduğunu fısıldar. Sessizce, sabırla, kimseye bağırmadan. Birini yitirdiğimizde aslında bir zamanı da kaybederiz; o kişiyle var olan bir çağ kapanır. Biz hâlâ nefes alıyor olsak da, içimizde bir yer hep "ölmekte" kalır. Çünkü ölüm sadece gidenin değil, kalanların da kaderidir. Giden susar, kalanlar ise o sessizliği anlamlandırmaya çalışır. Ve belki de ölüm, hayatın başka bir dilidir, Latince gibi, unutulmuş ama köklerimize işlenmiş bir dil. Her kalp atışıyla biraz anlarız, her vedayla biraz konuşuruz o dilden. Sonunda, sessizlik bile bize bir şeyler söyler: Her son, yalnızca başka bir başlangıcın biçim değiştirmiş halidir. Bazı sayfalarında istemsizce ağladığım, çoğu sayfasında ise gözlerim buğulu bir şekilde okuduğum inanılmaz bir kitaptı. Tavsiye. Bahçıvan ve ÖlümBahçıvan ve Ölüm Georgi GospodinovGeorgi Gospodinov
Edebiyat
Bahçıvan ve ÖlümGeorgi Gospodinov · Metis Yayınları · 202514,2bin okunma
Puan vermedi·144 syf.··
2025 3. kitabı
Evrak- i Metruke: Vefat etmiş bir insandan geriye kalan önemli veya önemsiz kağıtlar, hatıratlar, günlükler... •Her günlük, bir ruhun gizli mabedidir; ama bu "metruk evrak," yalnızca bir kadının sırlarını deği, bir dönemin kırık kalbini fısıldıyor. "Ölmüş Bir Kadının Evrak-ı Metrukesi", sayfaları karartılmış bir gökyüzü gibi. Güzide Sabri, bize yalnızca Fikret'in yazgısını sunmaz; imkânsız bir aşkın, toplumsal duvarlara çarpıp parçalanışının o yakıcı melodisini dinletir. Orada, satır aralarında titreyen o genç kadın ruhu, kalbindeki yasak sevgiyi bir sır gibi taşırken, ince hastalığın pençesinde eriyip gitmiştir. Aşkın, vuslata ermeden bir yasa dönüşmesi, her harfin üzerine derin bir matem perdesi çeker. Bu, sadece bir roman değil, masumiyetin kurban edildiği, fedakârlığın adının hüzün olduğu bir zamana yazılmış, gözyaşından mürekkep bir mektuptur. Kitap biter, kapağı kapanır; ancak o kadının acısı, okurun zihninde yankılanmaya devam eder. Çünkü o evrak, bir dönemin kadınlarının susturulan sesini, göğüs kafesinde sakladığı yangını ve nihayetinde ölüme teslim edilen çaresizliğini miras bırakmıştır bize. Ağır, zarif ve unutulmaz bir hüzün mirası.
Edebiyat
Ölmüş Bir Kadının Evrak-ı MetrukesiGüzide Sabri Aygün · İş Bankası Kültür Yayınları · 20214,002 okunma
Reklam