gençliğinin solmaya başlamış olmasına rağmen, inatçı bir yanılsama sonucu, yaşam bitmek bilmezmiş gibi görünüyordu gözüne. ama Drago, zamanın ne olduğundan habersizdi. önünde tanrılar gibi, yüzlerce gençlik yılı olsa dahi, ona düşen pay hep küçücük olacaktı. oysa, onun önünde, tersine, basit ve sıradan bir yaşam, cimrice verilmiş bir armağan gibiydi, yılları parmakla sayılabilecek ve insan tanıyana kadar eriyip gidecek küçücük insani bir gençlik vardı.
burada kalmayı tercih etmişti ama bu yalnızca bir ertelemede olabilirdi; yani her şey yitmiş sayılmazdı. önünde öyle çok zaman vardı ki. yaşamdaki tüm güzel şeyler onu bekliyor gibiydi. aceleye ne gerek vardı?