Buralara nereden geldiğimi biliyorum, gidecek daha çok yolum olduğunu da biliyorum ve gerekirse dizlerimin üstünde sürünerek de olsa oraya gideceğim...
İçimde söylemek istediğim çok şey var sanki. Cok büyük şeyler. Bunları ifade etmenin yolunu bulamıyorum. Bazen bana öyle geliyor ki bütün dünya, bütün hayat, herşey içimde duruyor ve sözcüsü olmam için feryat ediyor...
Açlığa benzer korkunç bir yoksunluk duygusu musallat olmuştu Martin Eden' a. O narin elleriyle hayatını bir dev kuvvetiyle yakalayan kızın yoksunluğunu çekiyor, onu görmek için yanıp tutuşuyordu...
Uygar bir adamdı o, tam olarak böyleydi hem de; kitaplarda okuduğu insanlarla beraber aynı masada oturmuş yemek yiyordu. Hatta kendisi de o kitapların içindeydi, cilt cilt basılmış sayfaların arasında büyük bir maceraya atılmıştı...