Bugün net olarak biliyorum ki, o zaman o kadar canımı yakan şey, hayal kırıklığıydı.. Bu genç adamın böylesine yumuşak başlılıkla gitmesinden duyduğum hayal kırıklığı.. Beni tutmak, benimle kalmak için hiçbir girişimde bulunmaması.. Beni kendine çekmek için girişimde bulunmak yerine.. İlk dileğime, yola çıkmaya alçakgönüllülükle, saygıyla boyun eğmesi… Bana, yoluna çıkan aziz bir varlık olarak saygı duyması.. Beni.. Beni bir kadın olarak görmemesi..
Minnettarlık, o kadar az insanda hissedilir ki, en minnettarı bile bunu nasıl ifade edeceğini bilemez, kafa karışıklığıyla susar, utanırlar; bazen de hislerini gizlemek için katı davranırlar.