Önemli kişinin tam olarak hangi makamı işgal ettiği o gün bu gündür hâlâ bilinmiyor. Şunu belirtelim ki, bu önemli kişi kısa süre önce önemli kişi olmuştu, o zamana kadar önemsiz bir kişiydi.
Düşüncelerine çekidüzen vermeye, kafasını toparlamaya başladı, durumunu apaçık, gerçek haliyle gördü; kendi kendiyle, ama bu kez kesik kesik, tutarsızca değil de en içten, en mahrem şeyleri konuşabileceği sağduyulu bir dostuyla dertleşir gibi konuşmaya başladı.
Ve zavallı genç memur yüzünü avuçlarının arasına gömdü, ömrü boyunca pek çok kez, insanoğlunda ne kadar çok insanlık dışı, zalimce şeyin bulunduğunu, yontulmuş, eğitimden geçmiş dünyevilik örtüsü altında nice zalimliğin yattığını, hatta (Ah, Tanrım!) bütün dünyanın asil ve dürüst biri olarak tanıdığı herhangi bir kişinin içinde bile gizliden gizliye nice vahşi barbarlığın saklı olduğunu görerek ürperdi, tir tir titredi…