Seda Ayık

Bazen, kalbin açılabilmesi için kırılması gerekir.
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Annem safra kesesi ameliyatı nedeniyle üç hafta hastanede yatmak zorunda kalmıştı. Bunu kavrayınca, içimde neler olduğu konusunda parçaları birleştirmeye başladım. İki yaşımdan önce, annemle ben bu yaşta ayrılmıştık. Bir yerde, bilmeden bir sertlik içimde köklenmişti. Annem eve döndüğünde, onun ilgisine güven duymayı bırakmıştım. Artık ona karşı savumasız değildim. Bunun yerine, onu uzaklaştırdım ve otuz yıl boyunca da böyle yapmaya devam ettim.
Onlarla ilgili olan hikâyemize bakmaksızın anne babalarımız bizlerden silinemez ve çıkarılamaz. İçimizde olduklarından, onları hiç görmemiş tanımamış olsak bile bizler onların birer parçasıyızdır. Ailemizi reddetmek sadece bizi kendimizden uzaklaştırır ve daha çok acı yaratır.
Ailemizin öyküsü ‘bizim öykümüz’dür. Hoşunuza gitsin ya da gitmesin, bu bizim içimizdedir, bize aittir.
Adam Gopnik ‘Through The Children’s Gate’ adlı kitabında gurular ile öğretmenler arasındaki farkı anlatır. ‘Bir guru bizlere önce kendisini sonra sistemini sunar; bir öğretmen ise önce konusunu, sonra kendi gerçekliğimizi verir.’