Çocukluğumda bir kovan gibi görürdüm kendimi: Basit, sıradan insanlar, hayat üzerine bilgilerinin, düşüncelerinin balını arılar gibi kovanıma taşır ,sunabildikleri ne varsa ruhumu zenginleştirmek üzere getirip cömertçe sunardı. Bal her zaman temiz olmazdı, hatta çoğu kez acı olurdu. Ama her bilgi yine de baldı.
İnsanoğlunun en büyük hatası, gözünde kesinleşen olguları artık düşünmeyi bırakmasıdır. Dönemimizin yazarlarından biri bu durumu “kesinleşmiş düşüncelerin rahatlığına erişmek” diyerek çok güzel anlatmıştır.
Düşüncelerin doğruluğunun özgürce tartışılamadığı bir ortamda, hangi fikir baskın gelecektir? İnandığı fikrin yanlış olduğu olasılığını istemeden de olsa kabul eden bir kimse, kendi fikrinin doğruluğuna ne kadar inanırsa inansın, fikri korkusuzca tartışılmadığı sürece fikrini boş bir dogma olarak görmelidir.
Bazen bir kişinin hiçbir şey yapmaması da başkalarına zarar gelmesine sebep olmaktadır. Bu durumda kişinin zararı önleyebilecekken kayıtsız kalması da cezalandırılabilir bir davranıştır.