Olup biten her şeyi anlam yükleme çabamız..geçmişte de böyleydi, bugün de aynı
İşin içinden çıkamadığımız zaman her şeyi bir sebep-sonuç ilişkisine bağlamak isteme ihtiyacımız aynı.
Toprağı tanımak, suyu tanımak, rüzgârı, gökyüzündeki yıldızları tanımak… Şimdi bize karmaşık görünen bu şeyler, onların yalnızca kafalarının içinde taşıdığı haritalardı. Dünyalık telaşlarımız yüzünden dünyayı tanımadan yıllarımızı tüketiyor olmak ne üzücü .
Kitap, dört mevsim boyunca geçmiş insanların yaptığı ritüelleri yoğun olarak konu alıyoe . Benimse bütün yıl düzenli olarak yaptığım birkaç küçük ritüelimden başka bir şey yok. Bu kadar bilgiden sonra “Neden yenilerini eklemeyeyim?” diye düşündüm. Mesela havada bir leylek görmenin uğur getireceğine inanırsam, o yılın şanslı geçeceğine de inanırım. Görmedim mi? Başka bir ritüel denerim. Zaten amaç şansı zorlamak değil ki , inanmayı sürdürmek. Çünkü inanmak çok güçlü,farkındayım. Tüm çabama inanmayı eklediğimde, yukarıdan veya aşağıdan ya da yanı başımdan görünmez bir el yardım ediyor,hissediyorum.
Belki de mesele tam olarak bu: Bilinmezliğin içinde toplumların istediklerini,inanarak elde etmek çabası.
inancın kendisine inanmak.