Ne yaparsan yap, o çatıya tünemiş umut kuşunu susturamazsın. Bu geveze kuşu gündüzleri kovalamak kolay. Ama tek başına yatağa girip de gözlerini kapattığı an gel de sustur.
Bezlerin arasından kendine yol bulmuş bir demet güneş ışığı, milyonlarca yıldır kat ettiği yolu onun saçlarının kumrallığında sonlandırıyordu. Güneşten kopup dünyaya doğru yol aldığında bu ışık huzmesinin hayatımın geri kalanını altüst edeceğini kim bilebilidi ki?
Hiç değişmemişti, yıllar önce olduğu gibi büyüleyiciydi gene. Karşılıklı tereddüt ettik önce. Birbirimizi görmezden gelerek geçip gidebilirdik, hiç rastlaşmamış gibi yürüyüp deşebilirdik yaralarımızı. Belki inceden bir sızı hissederdik sadece. Sokağın sonuna doğru hafiflerdi sızımız, uzaklaştıkça da acı bir tebessüme dönüşürdü en fazla.