“Toplama Kampları” düşüncesi, birçok insanın bildiğinin aksine Hitler’in bir buluşu değildir. İlk toplama kampı 1838 yılında ABD’deki Kızılderililer için yapılmıştı.
1901 yılında İngilizler, Boer Savaşı sırasında tutukladıkları Boerlere ‘kollektif hapis cezası’ uygulamak için ilk toplama kampını açmışlardı. 26.000 Boer kadın ve çocuk İngiliz kamplarında açlıktan ölmüştü.
(Çocukların çoğu 16 yaşın altındaydı) Lenin, örnek aldığı Jakobenler Fransa’sı gibi, rejim düşmanı saydığını hiç yargılamadan doğrudan toplama kamplarına gönderiyordu. Ona göre bu kamplar “işçi okulu” idi.
Fransız ihtilali sırasındaki Jakoben terörü gibi, Yahudi Bolşevik görevliler de kurbanlarını suya atarak öldürüyorlardı.
Bela Kun (Aaron Kohn) ve Roza Zemlyaşka (Rozalia Zalkind), 1920 sonbaharında Kırım’ daki Rus subaylarını suya atarak öldürtmüşlerdi. (Igor Bunich, “ The Partys Gold,”St. Petersburg, 1992) 1920 İlkbaharında Siyonist Çekist Mikhail Kedrov (Asıl adı Zederbaum idi) 1092 Rus subayını suda boğarak öldürtmüştü.
Lenin ve yoldaşlarının en nefret ettiği insanlar “bağımsız düşünenler” idi. Bu unsurların yok edilmesi rejim için elzemdi. Lenin ayrıca, mümkün olduğu kadar çok öğrencinin öldürülmesini emretmişti. Çekistler öğrenci şapkası giyen her genci tutuklamaya başlamışlardı.
Bunlar tasfiye edilmeliydi çünkü, geleceğin Rusyası’nın entellektüelleri olarak potansiyel bir tehdit oluşturuyorlardı.