Stalker(1979) Tarkovski
Birisi piramitleri yapacağımızı haykırmalı. Yapmamamızın bir önemi yok, o isteği beslemeliyiz…

Serkan Mutlu, bir alıntı ekledi.
11 May 18:04 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 9/10 puan

Kasabamız: Kasaba ve Mayıs Sıkıntısı
Uzak’taki haliyle güler misin ağlar mısın dedirten Mahmut figürü akşamları evde televizyonda porno izleyerek geçirir; fakat sinir bozucu Yusuf İstanbul’daki amaçsız gezintilerinden, hiçbir sonuç getirmeyen aylaklıklarından döndüğünde kanalı değiştirir. Gene böyle durumların birinde, Yusuf sohbet umuduyla odada oyalanırken, Mahmut büyük Rus sinemacı AndreyTarkovski’nin Stalker/İz Sürücü filmini izler gibi yapar ve istenmeyen misafiri en sonunda yatağa gider gitmez gene tercih ettiği kanala döner. Tarkovski’nin 1979 tarihli filminden anlık görüntüler tesadüfi değildir. Hatta iki kez ironiktir: Mahmut’un sinema sanatının şaheserleri yerine gizliden gizliye pornografiyi tercih den bir sözümona sinemacı ve estet olduğunu anlamamızı sapladığı için, ve Tarkovski birçok açıdan Ceylan’ın örnek auteur’ü olduğu için.

Nuri Bilge Ceylan Sineması, Bülent Diken (Sayfa 75)Nuri Bilge Ceylan Sineması, Bülent Diken (Sayfa 75)
Serkan Mutlu, Nuri Bilge Ceylan Sineması'ı inceledi.
11 May 17:53 · Kitabı okudu · 3 günde · Beğendi · 9/10 puan

Nuri Bilge Ceylan Sineması – Türkiyeli Bir Sinemacının Küresel Hayal Gücü

Bir Nuri Bilge Ceylan hayranı olarak kitabı çıktığı gibi edindim. Kitabın yazarlarından Bülent Diken’i Doğu-Batı dergisi için özel hazırlanan Sinema Tutkusu serisinin ikinci kitabındaki Kış Uykusu filmi üzerine yazdığı incelemeyle tanımıştım. Filmi derinlemesine inceleyen şahane bir yazıydı. Bu kitapta da yönetmenin bütün filmlerinin belli bir çatı altında incelemesi yapılmış. Ve yine doyurucu, her satırı bilgi veren bir eser ortaya çıkmış.

Bölüm bölüm incelemeye başlayalım.

GİRİŞ

Filmler incelenirken izlenen yollar ve kavramların açıklamasının yer aldığı bu bölüm es geçilmemeli.
Filmlerin analizi için beş temel tema seçilmiş. Bunlar:
1-Yersiz yurtsuzluk (…)
2-Sürekli bir ‘yokluk’ duygusu (…)
3- (…) yas, melankoli ve can sıkıntısı (…)
4-Yerinden edilmiş “sürgünler” ve dışlanmışlar(…)
5-Uluslararası bir bakışla incelemek

1-İMOGALARIN KÖKENİ-AÇILAN KOZA

Analizlere yönetmenin kısa filmiyle başlanılıyor. Bulut Dörtlemesi adı verilen (Koza-Kasaba-Mayıs Sıkıntısı-Uzak) serinin ilk filmi Koza; bireysel bellek, insan faniliği, belirsizlik, yas ve yaşam çerçevesinde analiz ediliyor.
Analizde özellikle Walter Benjamin'in çalışmalarından yararlanılmış. Koza filmini izlemememe rağmen film hakkında detaylı açıklamalarıyla kitabın anlatmak istediği net bi şekilde anladım.

2-KASABAMIZ:KASABA VE MAYIS SIKINTISI’DA SILA HASRETİ

Bölümde yer alan Koza ve Uzak bağlantıları gayet aydınlatıcıydı. Bölümün alt bölümlerinden biri olan ‘Toplanan Bulutlar’da Mayıs sıkıntısı ve Kasaba filmleri arasındaki bağ vurgulanırken, yönetmenin kendi filmini nasıl yapıbozuma uğrattığı anlatılıyor.

Bölümün en sevdiğim kısmı Uzak filminde Mahmut’un Tarkovski’nin Stalker filmini izlediği sahnenin analiziydi.

<<<Uzak’taki haliyle güler misin ağlar mısın dedirten Mahmut figürü akşamları evde televizyonda porno izleyerek geçirir; fakat sinir bozucu Yusuf İstanbul’daki amaçsız gezintilerinden, hiçbir sonuç getirmeyen aylaklıklarından döndüğünde kanalı değiştirir. Gene böyle durumların birinde, Yusuf sohbet umuduyla odada oyalanırken, Mahmut büyük Rus sinemacı AndreyTarkovski’nin Stalker/İz Sürücü filmini izler gibi yapar ve istenmeyen misafiri en sonunda yatağa gider gitmez gene tercih ettiği kanala döner. Tarkovski’nin 1979 tarihli filminden anlık görüntüler tesadüfi değildir. Hatta iki kez ironiktir: Mahmut’un sinema sanatının şaheserleri yerine gizliden gizliye pornografiyi tercih den bir sözümona sinemacı ve estet olduğunu anlamamızı sapladığı için, ve Tarkovski birçok açıdan Ceylan’ın örnek auteur’ü olduğu için. >>

3-UZAK:KIŞ MASALI

Koza hariç diğer tüm filmlerini izlemiş biri olarak benim en sevdiğim filmi ‘Uzak’ olmuştur. Nedenini tam da bilmiyorum. Bazı filmler unutulmuş bir şeylere değiyor ve hafızada kalıcı yer ediyor. Uzak hakkında çok fazla inceleme, eleştiri okudum. O yüzden bu bölüm benim için daha anlamlıydı.
Kitabın başında değindiği temalar dışına çok da çıkmadan bir analiz yapıldığından bazı şeyler yarım kalabiliyor. Zaten sadece bir filmi üzerine analiz yapılsa bu kitabın boyutu kadar her film için kitap yazmak gerekirdi.

Bölümde özellikle vurgulanan Ceylan’nın mekan tasarımıyla, insan duyguları arasında sürekli zıtlığı tercih etmesi. <<< Ceylan’ın sinematorafisinin yakaladığı şehir manzaralarının nefes kesici görsel güzelliği hem Yusuf’un ümitsiz arayışıyla hem de Mahmut’un o acınası içselleştirilmiş varoluşuyla tezat oluşturur.>>>

İki başkarakterin Yusuf ve Mahmut ‘un ortak ve farklı yerleri detaylıca vurgulanmış, birbirlerini etkisi(etkilememesi) dahilinde derinlemesine karakter analizleri yapılmıştır.
Filmin görme edimi üzerine bir ansiklopedik bilgiler içerdiği savı, birçok örnekle desteklenmiş ve iki karakter üzerinden ‘cinsiyetçilik’ kavramı analiz edilmiştir.
<<<Uzak, gizli gizli bakan, gözetleyen erkekler, baştan aşağı süzülüp gözetlenen kadınlar hakkındadır.>>>

4-İKLİMLER VE NİHİLİZM SORUNU: EKSİK MEVSİM

Bence kitabın en iyi bölümü. Özellikle son zamanlarda Nietzsche okumaları fazlasıyla yaptığımdan dolayı bölüm bana ayrı bir tat verdi. Nietzsche’nin felsefesi filmden örneklerle anlatıldığı için hem filozofu hem de filmi daha iyi anlamamı sağladı.
Nietzsche’nin aktif ve pasif nihilizm tanımlarından yola çıkarak iki başkarakter İsa ve Bahar’ın birer düşünce olarak filmde nasıl yer ettiği, Freud ve Baudrillard gibi iki büyük dehanın düşüncelerine de yer vererek anlatılıyor.

Nuri Bilge Ceylan’ın edebiyatla ilişkisi Çehov bağlamında anlatılarak, Çehov’un “Aşk Hakkında” adlı öyküsüyle İklimler filmi üzerinden karşılaştırma yapılıyor.

5-ÜÇ MAYMUN VE HAYALETSİ DÖRDÜNCÜNÜN UNUTULUŞU

Nietzsche bağlamında film incelemesi bu bölümde de devam ediyor. Üç maymun’u temsil eden karakterler detaylıca analiz ediliyor. Bloch’un “Henüz-Değil” öğretisi açıklayıcı bir anlatımla aktarılırken filmin anlatısına katkısı iyi bağlanarak, felsefe teorileri sıkmadan ele alınmış oluyor.
Kapana sıkışmışlığın anlatıldığı İsmail’in eve dönüşünü gösteren sahne incelemesi en sevdiğim kısımlardan biri oldu.
<<<İsmail sivri kısımları eve dönük tel örgüyü tırmanıp aşsa da, ima edilen kaçışı gelen bir tren tarafından engellenir. Burada tren, kısıtlı ve sıradan yaşamının demirlenmiş olmasının güçlü bir metaforudur.>>>


6-BİR ZAMANLAR ANADOLU’DA: ANTE REM, ÖÇ, HİNTERLANT VE DEDEKTİF KİŞİ

Filmlerdeki karakterlerin isimleri üzerinde en fazla durulduğu bölüm. Kenan-Kabil-Habil isimleri çerçevesinde Eski Ahit referanslarıyla film arasında ilgiler kurulmuştur. Benim açımdan önemli verilerdi çünkü filmi izlerken hiç o gözle bakmamıştım.
Cemal karakteriyle modern insan simgesi, Nusret karakteriyle de gizem ve umut arayan insan simgesi karşılaştırılmıştır.

Bu bölümde Nietzsche özellikle Deleuze’un yazdığı Nietzsche ve Felsefe kitabında belirtilen Hınç kavramıyla verilmiş. Cemal ve Nusret arasında geçen uzun bir diyalogla bu kavramlar detaylıca anlatılmıştır.

“Biri sezgiden korkar, öteki soyutlamayı hor görür; birincisi sanata ne kadar uzaksa, ikincisi de akla o kadar mesafelidir: İkisi de yaşama hükmetmeyi arzular: biri yaşamın en büyük felaketleriyle nasıl başa çıkılacağına dair bilgisiyle, bugünün yarınını da düşünerek, ihtiyatlılığı ve düzenliliğiyle, diğeri ise bu felaketleri görmeyen, hayatı ancak güzellik ve görünüm kisvesi altında gerçek addeden bir “coşkulu kahraman” olarak.” (Nietzsche- Şen Bilim )

7-KIŞ UYKUSU: TOPLUMSAL TOPOLOJİ OLARAK KAYBOLUŞ

Filmi izleyenler bilir, filmde en önemli kavramlardan biri ‘sınıf’ kavramıdır. Bu kavram etrafında para, borç ilişkisi filmde sürekli işlenir. Bir de din adamının olduğu bölümleride aklımıza getirirsek, kitabın bu bölümünde bize yardımcı olacak filazoflar kendiliğinden ortaya çıkar.
Marx veEngel’in meta kavramları, Weber’in kapitalizm ruhuna dair tartışmaları, Benjamin’in din ve kapitalizm üzerine düşüncelerine (kitabın her zaman yaptığı gibi) filmden örnekler verilerek detaylıca anlatılıyor.
Aydın karakterine odaklanan bir çok incelemenin aksine bölüm daha yan karakterlere Necla, İsmail, İlyas, Hamdi, Nihal karakterlerine odaklanıyor. Özellikle İsmail’in Necla ile olan diyalog sahnesi detaylıca anlatılmış.

Film hakkında altyazı dergisinin Nuri Bilge Ceylan’la yaptığı enfes röportajı okumanızı şiddetle tavsiye ederim.
http://www.altyazi.net/...-kis-uykusu-uzerine/

Kitap bu işte. Baştanbaşa bir sinema ve felsefe ilişkisi üzerine Nuri Bilge Ceylan filmlerinin analizleriyle dolu. Tek eksik yanı Avrupa edebiyatı ve felsefesi çerçevesindeki incelemeye Avrupalı yönetmenlerle benzerlik ve farklılıkları da içeren bölümler konulmamış olması.
Öncelikle kitabı bütün Nuri Bilge Ceylan sevenlere tavsiye ederin. Bunun yanında yönetmen ve filmleri hakkında detaylı bilgi almak isteyenler ile sinema-felsefe-sosyoloji düzleminde okuma yapmak isteyenler de bu kitabı okumalı.

Serkan Mutlu, bir alıntı ekledi.
01 May 14:50 · Kitabı okudu · İnceledi · 8/10 puan

Tarkovski
Şayet filmlerinde manzaralar varsa, bu manzaralar geometrik değil "zihinsel manzaralar"dır. Olmayan bir ülkeye ve belli olmayan bir zamana bağlı bir "alanı" temsil eden ve hatta "düz çizgileri yok sayar" gibi görünen Stalker'daki "mıntıka"dır bunlar (Amengual)."Kozmik okyanuslar" veya insanların -tıpkı bir khora'daki gibi- kendi anıları (veya rüyaları) ile yaşadığı, bir uzay istasyonu benzeri zihinsel manzaralardır.

Filmler ve Rüyalar, Thorsten Botz-Bornstein (48)Filmler ve Rüyalar, Thorsten Botz-Bornstein (48)
Selman Ç., bir alıntı ekledi.
 25 Nis 20:32 · Kitabı okudu

Stalker Nevzat :)
Birçok aşıkları dedektif haline sokan şüpheyi gizlemeden hahikat ile temas etmenin mümkün olmadığını, Nevzat, her kadın meselesinde gayet iyi bilirdi.

Selma ve Gölgesi, Peyami Safa (Sayfa 55 - Alkım Yayınevi)Selma ve Gölgesi, Peyami Safa (Sayfa 55 - Alkım Yayınevi)
Abdullah, bir alıntı ekledi.
29 Mar 17:13 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Stalker
Dato, Stalker'la ilgili olarak -benim filmlerim arasından bir tek onu görmüş-, "Bir film değil, bir öğreti," dedi

Zaman Zaman İçinde (1970-1986), Andrey Tarkovski (Sayfa 307 - agora kitaplığı)Zaman Zaman İçinde (1970-1986), Andrey Tarkovski (Sayfa 307 - agora kitaplığı)
İsmail | Synergy, Metro 2035'u inceledi.
22 Mar 23:09 · Kitabı okudu · 6 günde · 7/10 puan

Rus yazarın kaleme almış olduğu serinin son romanı, yine beklentilerimin altında kaldı. Bir ziyafettesiniz, önünüzde bir tepsi dolusu kuzu eti var fakat bu kuzu dağlık alanda yayılmamış, eti sırnaşık, ehh, pişirende iyi pişirmemiş tabii, bir de tuzu, baharatı ne kadar atarsanız atın, istediğiniz o kebap tadı gelmiyor; hani, dolu dolu yeseniz bile sonunda, midenizde bir tıkış tıkışlık, boşuna yemiş gibi bir durum olur ya, valla aynısı bu romanda da oldu.

Geriye dönüp bir baktığımda gördüm ki, anlatılanlar hep tünel, korku, sıçan, pis domuz kokusu, mantarlı çay, keleş sesleri, projektör yansımaları gibi. Kurguya kısaca değinecek olursak; 2030 yıllarda tüm ülkeler birbirine nükleer başlıklar yolluyor ve çoğu insan ölüyor. Hayatta kalanlar ise Rusya'nın meşhur metro istasyonlarına sığınmış bir avuç insan. Onların, bu radyasyonlu Dünya'nın altında, ezici, yıkıcı, pisliklerle dolu bir yerde hayata tutunmalarını gözlemliyoruz. Bu seriyi beğensem de bende bir tatminlik yaratamadı. Tünellerde koşan insanlar, borulardan çıkan yaratıklar, silah sesleri bile, tam anlamıyla yansımıyor okuyucuya. Sanki arada bir perde var. Flu bir görüntü ile izleniyor. Korku ögeleri zayıf. Gereksiz uzatmalar da var. En beğendiğim sahneler ise ştalker Artyom'un koruyucu elbisesiyle, yeryüzüne çıkıp, aşağıdaki insanlara faydalı malzemeler tedarik etmesi.

Tabii diğer bir bakış açısıyla da bakarsak, olayın ne kadar vehamet içinde olduğunu görüyoruz. Bir bomba insanlığı yok ediyor, geriye kalan canlıları ise yıllar boyu acıya, sefalete terk ediyor. Sığınak, hastalık gibi. Hiroşima ve Nagazaki bu esere, en güzel demeyelim de en anlamlı örnek.
https://www.youtube.com/watch?v=OHt6N-j_QsM
Son olarak 3 kitaplık bu serinin bitmediğini söyleyebilirim, şunun içindir ki, malum bu serinin bir de video oyunu var. Tavsiye ederim herkese. 2018 yılında Metro:Exodus isimli video oyun çıkışını yapacak. Spoiler olmasın diye, tam da bu oyunun içeriği, 35'in sonundaki olaylarla çakışıyor ve doğruluğu var. Ama! Aması, küçük bir araştırma yaptım, yazarın Exodus namına bir kitabını bulamadım. Belki basılmakta belki yazım aşamasında. Tabii bu demektir ki en az 1-2 yıl bekleriz gibi. Tabii şöyle bir mantık da geliştiriyorum. Yayına geçmeyen bir kitabın konusu, neden oyunda geçsin? Gerçi oyun firmaları ile yazarın anlaşmasına da bağlı kalmış bir durum. Oyun senaryosu bağımsız olarak da tasarlanmış olabilir. Öff. Neyse sıkıldık.:) Kısacası bilim-kurgu sevenler bu seriyi okuyabilir fakat çok beğeneceklerini zannetmiyorum. Bu kaçıncı fakat bilmiyorum ama:) Lakin diyeceğim.:) Lakin bu eser, vermiş olduğu mesaj ile ayakta kalacağını umuyorum...

"Ulaşılan şeyin değeri azalır, asıl değerli olan şey yolculuktur." / Stalker (1979) Andrey Takovski

Benimle birlikte bir yolculuk düşlemiyorsan,değerlerimiz saklı kalsın ikimizde. "K.a.a."

Sevgilim, dünyamız çok sıkıcı. Bu nedenle, telepati ya da hayaletler, ya da uçan daireler
gibi şeyler yok. Dünya kesin kanunlarla yönetiliyor, ve dayanılmaz derecede sıkıcı.
Yazık ki, o kanunlar hiç çiğnenmiyor. Kanunları nasıl çiğneyeceklerini
bilmiyorlar ..

Stalker, 1979
Andrei Tarkovski