Fuzûlî demiş ki:
"İnsanın ar damarı ne zaman çatlar biliyor musun?
Birinin gözyaşına sebep olduğu hâlde, sanki hiçbir şey yokmuş gibi davranmaya başladığında."
"Tatmin olamadım. Biliyorum, hayat tatminlerden ibaret değil ama... Başka başka hayatlar var, bazen başka bir hayat şimdikinden biraz daha iyi görünebiliyor. Bu hayatı yaşamaya devam edersem ileride ne olacak diye düşünmek en katla-nılmaz olanı. Hangi hayat olursa olsun sonunda ne olacağını tahmin etmek mümkün değil, biliyorum. Ama yine de yaşama renk katacak şeyler ne kadar fazlaysa o kadar iyiymiş gibi geliyor."
“Beklemek çok zor geliyordu. Zaman, be yılanın karnı gibi derin kıvrımlar oluşturarak kendi üstüne katlanıyordu. Her bir kıvrımı ziyaret etmeden ilerlemek mümkün değildi. Üstelik her biri ayrı ayrı silahlanmış binbir şüphe, bu kıvrımları mesken tutmuştu. Bu şüphelerin her birini ayrı ayrı tartmak, görmezden gelmek ya da tek tek yok edip ilerlemek insanüstü bir çaba gerektiriyordu.”