“Bizler birlikte yaşıyor, birbirimize göre hareket ediyor ve tepkilerimizi birbirimize göre ayarlıyoruz ama nihayetinde daima ve her halükârda kendi başımızayız.”
"Dış dünya, hayatlarımızda her sabah içine uyandığımız bir şey, ister istemez yaşamımızı içinde sürdürmek durumunda olduğumuz yerdir.
Halbuki iç dünyada ne iş güç ne monotonluk vardır. Onu sadece rüyalarda ve tefekkür anlarımızda ziyaret ederiz; yabancılığı öyle bir boyuttadır ki aynı dünyayı hiçbir zaman iki kez art arda bulamayız. Demek ki insanların ilahiliği arayışlarında ekseriyetle kendi içlerine bakmayı tercih etmelerine şaşmamak gerek!"
“Bizler birlikte yaşıyor, birbirinize göre hareket ediyor ve tepkilerimizi birbirimize göre ayarlıyoruz ama nihayetinde daima ve her halükarda kendi başımızayız. Şehitler savaş meydanıı’nda el ele gitseler de işkence görürken bir başındadır. Kucak kucağa aşıklar, kendi yılı esnekliklerini birleştirip tek bir öz aşkınla dönüştürmek için beyhude çabalar durur. Tüm bedenli ruhlar, dualari gereği kendi başlarına acı çekip kendi başlarına eğlenmeye mahkumdur. Duyumlar, hisler, iş görürler, hevesler-bunların hepsi kişiye özeldir ve başkasına aktarmaları ancak semboller yoluyla ve ikinci elden mümkündür. Deneyimlerle ilişkin bilgileri biriktirebiliriz ama deneyimlerin kendisini asla. Aileden olursa, tüm insan grupları, ada benzeri, bir başına evlerden oluşan topluluklardır. “
“Gençlerin çoğu evlenince, sevmeyi; iş bulunca da okumayı unuturlar. Sevgiyi de, bilgiyi de hayatın bir bölümüne ait zannederler. Bu zan sebebiyle nice yuvalarda mutluluk yerine mutsuzluk vardır. Güzel olan ise, daima yaşamak, sevmek ve öğrenmektir.”
“Sen? Bana ekmek veriyorsun ha?
Sen kimsin de bana ekmek vereceksin?
Çalışıyorum ben, alnımın teriyle kazanıyorum onu. Bana ekmek veriyormuş. Ben çalışmayayım da sen bana ekmek ver. Ulan siz değil ekmek, günahınızı bile vermezsiniz bedavadan.”