Bir Ömrün En Uzun Yolculuğuna!
Dolu dolu bir anlatımla, farklı bakışıyla Ali Şeriati... Düşünürler, dini felsefe ile anlatmaya çalışınca genellikle "kâfir" diye etiketlenmiştir. Oysa şimdi felsefe anlatan bir adam söze “Selamun aleyküm” diyerek başlayabiliyor. Bu onun taraflı olduğunu değil, aydın olmanın gereğini yerine getirdiğini gösterir. Demek ki her felsefe ve sosyoloji okuyan dinden uzaklaşmıyor. Dini anlatan edebi türlerde de çok farklı anlatımlar mevcuttur.
Tasavvufta edebi anlatımlarda "devriye" çok göze batmasa da şathiye, her zaman ilgi çekici ve farklı bir anlatım tarzı olmuştur.
Hallâc-ı Mansûr'un (öl. 922) "Ene'l-Hakk" (Ben Tanrı'yım veya Tanrı ile beraberim) sözü, tasavvuftaki şathın en meşhur örneklerindendir. Hallâc-ı Mansûr, Şahabeddin-i Maktul, Bâyezid-i Bistâmî, Cüneyd-i Bağdadî, Muhyiddin İbnü'l-Arabî gibi birçok mutasavvıf; başka türlü de yorumlanabilen fakat ilk bakışta şeriata aykırı düşen bazı sözler söylemişlerdir.
"Şath" kelimesi Arapçada sözlük anlamı olarak "alaylı söz" demektir. Tasavvufta ise sûfînin kendisinden geçtiği, manevi bir coşku (sekir) anında söylediği, görünüşte şeriata aykırı sanılan söz ve hareketleri ifade eder.
İşte bu yüzden Ali Şeriati’nin anlatımına bakarken, kelime ustalığını mananın önüne koymamak adına dikkatli ve tamamen bir "anlam arayışı" ile okumak gerekir.
Mekke’ye Yolculuk
İster yaya ister araçla... Ömründe bir defa seni sen yapan gerçek benliğine git! Evine, Beytullah’a!
Beytullah ne? Allah’ın evi! Peki, neden senin?
Çünkü Allah’ın yeryüzündeki yansıması sensin. Evet, ey çamur! Balçıktan yaratılıp zirvelere çıkan sen!
"İnsanların içinde Hacc'ı duyur; gerek yaya gerekse uzak yollardan gelen yorgun düşmüş develer üstünde sana gelsinler." (Hac Suresi, 27. Ayet)
Ve sen ey çamur! Allah'ın ruhunu ara. Kişi hacca