“Resmen tuzak, bu işte bir iş var!" Bu sozlere ragmen yerimden kımıldayamadım. Boğazım kupkuru olmuştu, kulaklanım alev alev yanıyordu (gerçi bu kesinlikle birdenbire bastıran mutluluktan kaynaklanıyordu). Şiddetl susuzluk bedenimi kamçılamıştı, bir bardak daha su içmek için ayağa kalktım. O korkunç ziyafeti ve orada yediğim aşırı tuzlu lahana salatasını düşünüyordum, sonra kendimi denemek için J. W., H,
C. M. ve M. W. üçlüsünü, yani ezeli düşmanlarımı düşündüm. Fark ettım ki sırtlarını şöyle bir sıvazlamak, her birini sevgiyle kucaklamak, onlarla birkaç hoş kelam etmek ve güzel düşüncelerimi paylaşmak istiyordum; onlara karşı bunlar dışında bir duygu hissedemiyordum. İşte bu gerçekten endişe vericiydi. Bir elim nikel musluktaydı, diğer elim boş bardağı tutuyordu, öylece donakalmıştım. Yavaşça suyu açtım, bardağı doldurdum, havaya kaldırdım ve yüzümü tuhaf tuhaf buruşturdum verdigim mücadeleyi banyonun aynasından görebiliyordum en nihayetinde bardaktaki suyu lavaboya geri döktüm.
Musluk suyu. Tabii ya! İçimdeki bu tuhaflık suyu içtiğim andan itibaren başlamıştı. Besbelli ki suyun içinde başka bir şey vardı. Zehir mi? Ama hiçbir zehir böylesine bir... Bir dakika! Ben ne de olsa tüm bilimsel yayınları düzenli takip eden biriyım. Science Today dergisinin son sayısında mülayimleştirici (N,N - dimetilpeptokriptomiter) adı verilen gruba dahil yeni bir psikotropik madde türünden bahsediliyordu, bu gruptaki maddeler insanda neşe ve hoşluğa sebep oluyordu. Evet, evetl Makaleyi gözümün onüne getirebiliyordum.
Zevkalin, coşkutan, mestanol, mutlutan, empatil, erimeleks, dinginol ve bir dolu benzer madde daha! Gelgelelim eğer bir amino grubu yerine hidroksil kullanırsanız bu kez öfketan, kindaron, fanatikol, sadistin, demansol, kamçıfan, yobazin ve daha benzer bir sürü