Edison ampülü, Tesla elektriği, Graham Bell de telgrafı bulurken basit bir çizgiyle başlamışlardı. Kara tahtaya ya da defterlerine bir çizik atmışlardı önce. Sonra anlamlı kelimeler, denklemler, deneyler... Çok büyük şeyler hep bir çizgiyle başlamıştı. Tıpkı Da Vinci’nin tuvalin karşısında elindeki renk skalası, geniş palet ve fırçalarla geçip Mona Lisa’nın önce tek bir kirpiğiyle, saç teliyle ya da göz kapağıyla çizgiye başlaması gibi.
Ama Van Gogh kulağını kesmişti. Sonra da gidip bir ağustos günü ansızın ayçiçeği tarlasında tetiği çekmişti.
Büyük elleri vardı. Göğüsümü delip kalbime ulaşarak onu avuçlarında sıkabilecek kadar büyük. Gözlerimin önünde ellerini göğüs kafesime daldırışını izledim.