uzun süredir kitap okuyamamanın üstüne iyi geldi açıkçası, daha fazla okumaya heveslendirdi beni. bazı sayfalarda durup dinlenmek zorunda kaldım; üst üste sevdiklerini kaybetmek ve her şeye rağmen hayatın bir şekilde aynı tempoda devam ediyor oluşu fazlasıyla gerçekti, sanırım en çok da bu üzdü beni. beklentilerimi tam olarak karşılamasa da iyi ki okumuşum dediğim bir kitap oldu.
ve içimde geriye dönmek korkusu var. hiçbir şey hatırlamak istemiyorum. elimi cebime sokarken, bana iki gün evvelini hatırlatacak bir kağıt parçasına, bir şeye rastlamaktan bile korkuyorum.
öyle bir yaşta idim ve öyle bir mizaçta idim ve çocukluğumda o kadar az oyun oynamıştım ve aldatmasını o kadar az öğrenmiştim ki, yalan bana suçların en ağırı gibi geliyordu; ve bir yalan söylendiği zaman insanların değil, eşyanın bile buna nasıl tahammül ettiğine şaşıyordum. yalana her şey isyan etmelidir. eşya bile: damlardan kiremitler uçmalıdır, ağaçlar köklerinden sökülüp havada bir saniye içinde toz duman olmalıdır, camlar kırılmalıdır, hatta yıldızlar düşüp gökyüzünde bin parçaya ayrılmalıdır filan... zavallı mürahik...
nüzhet bana yalan söyledi.