Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Mesele ekmek meselesi de değil. Tarihin çarkları gittikçe daha hızlı dönüyor. Çocuklarımız her şeyi kendileri anlayıp öğrenmek, kendi akıllarıyla yapmak, bizim işlerimizi üstlenmek zorunda kalacaklar. Oysa düşünmek, her zaman acı veren ağır bir iştir. Onun için onların hayatı bizimkine göre daha zor olacaktır.
Bir insan, dünya güçlerinin vuruşmasından, ölümle kalım arasındaki birçok halkalardan geçmişse, bu kargaşada yüz defa ölebilecek iken hala hayatta kalmışsa, çok görmüş,çok öğrenmiş olur. Neyin iyi, neyin kötü, neyin doğru, neyin yanlış olduğunu anlamış olur.
Ya yeryüzündeki insanlar, trajik bir yanılma ile tarihin ancak bir 'savaşlar tarihi' olduğuna kendilerini inandırırlarsa? O zaman tâ başından beri yanlış, çıkmaza sürükleyen bir yol tutmuş olmuyor muyuz? Bu durumda nereye gideriz? Sonumuz ne olur? İnsanlar tuttukları yolun felakete götürdüğünü, mertçe kabul etmek cesaretini gösterebilecekler mi?
Birinin eline biraz para geçti mi sarhoş olurdu. Yaşamın pürüzleri kaybolur yerine bir sıcaklık gelirdi. Yalnızlık denen şeyden iz kalmazdı; Çünkü insan kafasını dostlarınınkiyle tokuşturabilir, düşmanlarını bulabilir ve yok edebilirdi. Hendekte oturan bir adama altındaki kuru toprak yumuşak gelirdi. Başarısızlıklar unutulur, gelecekten korkulmazdı. Ve açlık insanın içinde sinsi sinsi dolaşmazdı; dünya artık tatlı ve rahattı. Ve bir insan ilk başladığı yere dönebilirdi. Yıldızlar elle tutulacakmış gibi yaklaşırlardı insana. Gök harikulade tatlı ve yumuşaktı. Ölüm bir dostu ve uyku ölümün kardeşi. Eski günler geri geldi...