“Bana dürüst davranıp davranmaman umrumda değil. Bana ne istersen yap. İstersen beni pisliğin içine atıp üstüme bas ve çek git. Zaten dünyada bunu yapabilecek tek bir adam var, o da sensin.”
Haritasız ve dümensiz kalmış, gideceği limanı olmayan bir gemiydi. Kendini akıntıya bırakıp sürüklenmek, en azından hareket etmek, hayatta kalmak demekti ki içini acıtan şey de zaten buydu; yaşamak.
“Eskiden bülbüller gibi etken,
Çiy düşmüş çalılarda öterken,
Kestim arrık sesimi,
Yorgun bir ketenkuşuyum şimdi.
Dudağımdaki ezgiler bitti,
Öttüğüm zamanlar geçip gitti.
Bitirdim ben.
Koydum lavtamı kenara.”