Starfighter

Starfighter
@starfighter104
and you must live drawn by your own sweet skill. software engineer, phd student
Hâlâ hayattayken bir an evvel insan olmaya başla.
“Yeterince kitabın var” diyenlere cevabımız hazır.
Puan vermedi·132 syf.·
2026 12. kitabı
Marcus Aurelius’u okurken insanı en çok çarpan şey, onca yüzyıl öncesinden bugünkü telaşlarımıza ayna tutması. Koskoca bir imparatorun, zamanın uçurumu karşısında kendi küçüklüğünü kabullenip "yıldızların hareketini onlarla dönüyormuş gibi gözlemle" diyerek derin bir sadelikle teselli bulması inanılmaz etkileyici. Sanki o günden bugüne insan doğası hiç değişmemiş; hâlâ o sonsuzluğun içinde kaybolmamak için çabalıyor, doğru yolu bulamadığımızda kendimizi geri çekip vicdanlı kalmaya çalışıyoruz. Binlerce yıl önce yazılmış şahsi notların, bugün gökyüzüne bakarken hissettiğimiz o dinginliğe ve dünyevi dertlerden arınma arayışına bu kadar nokta atışı tercüman olması gerçekten büyüleyici.
Kendime DüşüncelerMarcus Aurelius · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202428bin okunma
Puan vermedi·306 syf.·
2026 11. kitabı
Yapay zekâ çağının tam kalbinde yaşarken, bu teknolojinin aslında "nasıl" çalıştığını kavramak çoğu zaman fütüristik spekülasyonların ve bilimkurgu senaryolarının gölgesinde kalıyor. Sean Gerrish’in kaleme aldığı Akıllı Makineler Nasıl Düşünür?, tam da bu bilgi kirliliğinin ortasında okura gerçekçi bir sığınak sunuyor. Yazar, kitabın hemen başında felsefeci, ekonomist ya da tarihçi olmadığını, bir mühendis olduğunu vurgulayarak beklentileri çok net bir şekilde belirliyor. Bu mühendislik perspektifi, yapay zekâyı kendi kendine var olan mistik bir varlık olmaktan çıkarıp, onu kodların, deterministik talimatların ve matematiksel algoritmaların dünyasına geri çağırıyor. Yazarın amacı, otonom sistemlerin sihrini bozmak değil; aksine, o sihrin arkasındaki devasa emeği ve mantığı anlaşılır kılmak. Bu anlaşılırlık çabası, kitabın kurgusuna da oldukça başarılı bir şekilde yansımış. Yazar, konuyu kopuk olaylar silsilesi olarak değil, birbirinin üzerine inşa edilen sağlam bir tarihsel miras olarak ele alıyor. Hikâye, 18. yüzyılda Vaucanson’un icat ettiği mekanik otomatlarla başlayarak, insanın kendi suretinde ve doğayı taklit eden makineler yapma dürtüsünün ne kadar köklü olduğunu gösteriyor. Bu tarihsel temelden güç alan anlatı; Deep Blue’nun satranç tahtasında Kasparov’a karşı kazandığı zaferden, Watson’ın bilgi yarışmasındaki başarısına ve AlphaGo’nun akıl almaz karmaşıklığına kadar uzanan çok mantıklı bir evrim çizgisi izliyor. Okur, devrim niteliğindeki bir teknolojinin gökten zembille inmediğini, her bir problemin yıllara yayılan deneme yanılmalarla nasıl adım adım çözüldüğünü bu doğrusal kurgu sayesinde çok daha rahat içselleştirebiliyor. Tarihsel arka plandan günümüz sistemlerine geçildiğinde ise kitabın en güçlü yönü olan o "kara kutuyu" açma cesareti devreye giriyor.
Akıllı Makineler Nasıl Düşünür?Sean Gerrish · Tübitak Yayınları · 202511 okunma
Benim inancım, insanların da birer makine olduğudur; bizler sadece analog makineleriz. Eğer insanların düşünebildiğine inanıyorsak bir gün, düşünebilen dijital bilgisayarlar tasarlamaktan bizi alıkoyacak hiçbir şey de yok demektir. Aksine, makinelerimizin günü geldiğinde düşünmeye başlaması ve bir gün bizimkilerle çatışacak olan duygular, görüşler ve kendini koruma arzusu geliştirmeleri de kaçınılmazdır.
Kendi suretimizde makineler yapmak insani bir çabadır ve insan doğasının merak, estetik, kibir ve gösteriş gibi belirli duyguları -özellikle de merak ve estetik- bizi devam etmeye zorlayacaktır.