Herkes hayatın yükünden, ıstırabından ve kargaşasından şikâyet ediyor, ancak kimse daha iyi hale getirmek için bir şey yapmak istemiyor. Sanki hepimiz hayatta dışarıdan bir tür izleyici gibiyiz ve her birimiz olan biten her şeyin yargıcı bizmiş gibi davranıyoruz.
İsa 'Tanrı'yı hatırla' demiyordu.
Tanrı'nın sıfatlarını, emirlerini ezbere öğrenin de demiyordu.
İsa, 'Sevgi, sevgi, sevgi! İnsanları sevin! Her insanı sevin! Yaşayan her şeyi sevin! Tüm dünyayı sevin. Ağacı, taşı, sahildeki kumu ve gökyüzündeki yıldızları sevin. Her şeye can vereni sevin. Her şeyi sevin!' diyordu.
İsa, 'Tanrı'yı ve insanı sevin, çünkü peygamberlerin öğretisi dinin anlamı ve özü bu sevgide saklıdır,' diyordu.
Vatanseverlikten, halka olan sevginizden, kültür hizmetlerinizden bahsediyorsunuz. İyi de insanlar için, anavatan için, kültür için tam olarak ne yapıyorsunuz? Bazıları utanmadan ve arsızca, 'sevgili vatanını' soymaya, yağmalamaya, milyonluk vurgunlara devam ediyor. Diğerleri ofislerde, basın odalarında, okullarda ve üniversitelerde zamanını boşa harcıyor. Sevgili vatanlarının parçası milyonlarca insan ise çürüyor, yozlaşıyor, sarhoş oluyor, nefretle doluyor. Ulusun temelleri çöküyor!