Bir gün, “Vücutlarımız, birbirimize en kolay vereceğimiz şeydir; asıl mesele, hayatımızı verebilmektir. Baştan aşağı bir aşkın olabilmek, bir aynanın içine iki kişi girip, oradan tek ruh olarak çıkmaktır!” demişti. Böyle bir sözü ancak karşısındakini delik deşik eden bir seziş söyletebilirdi.
Yaşına rağmen büyük ve kuvvetliydi. Herkesten değişik, her şeye meydan okuyan bir hâli vardı. Hayat karşısında bir düşüncenin adamı olmak kudretini gösterebiliyordu. “Ömrüme bir istikamet versin, bu kadarı yeter...” diyordu. Gerisi onun işiydi. Bütün uzviyetinden bu çift güvenmenin sıcak hamlesi geliyordu.