Yağmur

Yağmur
@steppennwolf
Puan vermedi·264 syf.··
2021 20. kitabı
Marquis De Sade. İsminin sonuna bir “izm” ekletebilmiş yazar. Kendisi sadizmin kurucusu. Kitabı okurken, sıklıkla yazarın ironi yaptığı fikrine kapılıp sonrasında böyle olmadığının anlık idrakiyle kendinizi okumaya devam etmeye zorlayacak olduğunuz bir kitap Yatak Odasında Felsefe. Benzer şekilde Georges Bataille da “Sade’ı, harfi harfine ciddiye almayı istemek nafile bir çabadır” diye yazar. Sade’ın kendi gözleriyle bir kitap olarak bile görmediği eserlerini de içeren külliyatı bir hınç edebiyat tarihidir. Belki de bu yüzden, kustuğu öfkeye yenik düşerek yeraltı edebiyatı olmuş, çok da nitelikli bir külliyat olarak değerlendirilmemiş her zaman. Aslında kitapta karşımıza çıkan şey çoğu zaman pornografi bile değil, dille ya da eylemlerle sergilenen sövgüdür. Penis, vajina ve dil aynı anda boşalmayı arzular. Fakat Sade, bu sövgü retoriğinden, yeni bir estetik çıkaramaz, çünkü korkunç bir paradoksla karşı karşıyadır. Her şeyden önce, Sade’ın bütün silahı, mevcut değerlerin çiğnenmesidir -parodisini yapmak değil- ve varoluşunu biraz da bu değerlere borçludur. Sövmenin hazzını yaşayabilmek için, sövgünün nesnesini her an göz önünde ve bellekte tutan hastalıklı bir anlayıştır bu. İmgelem olarak yok etmek istediği şeyi daima yaşatmak zorundadır. Bu anlamda, Sade’ın “küfr”ünün arkasında, köklü bir inanç bulunduğunu söylemek yanlış olmaz. Üstelik Sade tanrıya büyük bir öfke duyuyor ve tüm sövgülerini tanrıya yönlendiriyor, bununla birlikte tanrının olmadığına inandığını söylüyor. İçerisinde bulunduğu bu ikilem oldukça dikkat çekici. Kitabın birçok sayfasında anlaşılıyor ki dışlanmış olmanın ve içerisinde barındırdığı kötücül hislerin onda bıraktığı derin izler, onu sanki bütün bu toplum ahlakı ve toplum inancından intikam almaya zorlamış gibi. Kendisini dahi dışladığı ve
Yatak Odasında FelsefeMarquis de Sade · İthaki Yayınları · 20192,708 okunma
Reklam

Yağmur

, bir kitap okudu
Puan vermedi·264 syf.··
2021 20. kitabı
Marquis de Sade
6.9/10 · 2.708 okunma
Hiçbir meselede Nuran, Mümtaz’ın hayatını tasarrufa kalkmamıştı. Sevginin insan hürriyetine bir tecavüz olmamasını istiyordu. Mümtaz, ömrünü ve hayatını ona hediye ettikçe, o tıpkı eski ve cömert Abbasî halifeleri gibi hepsini birden kabul ediyor, sonra yine ona iade ediyordu. “Benimdir, fakat sende kalsın...”
Bir insan kendi içinde bir başka insanı bu kadar kuvvetle bulabilmek için, sade tesadüfler kâfi değildi.
İnsanoğlu tam sevinemez, bu onun için imkânsızdır. Düşünce vardır, küçük hesaplar vardır ve korku vardır. Bilhassa korku vardır.
Reklam