Vahşi ve özgür doğasının gerçeklerine zıt düşen bu gerçeğe ister istemez boyun eğdi...Kaderini bir başkasının eline teslim etmekle, yaşamak için zorunlu ihtiyaçlarının sorumluluğunu da karşısındakilere yüklemiş oluyordu. Bir tür uzlaşmaydı bu. Zira tek başına ayakta durmaya çalışmaktansa, insanlara sırtını dayamak her zaman daha kolaydı.
Büyükmek de hayat demekti ve hayat da ışığa mahkûmdu. İçinde yükselen hayatın akılını frenlemek imkansızdı ve içindeki hayat, yediği her parça et, aldığı her nefesle yükseliyordu. Ve sonunda bir gün korku ve itaat etme duygusu hayatın akışında eridi gitti,...
Yabani Kuzey, devinimi sevmezdi. Çünkü devinim, yaşam belirtisi demekti. Yaşamsa gücüne gidiyordu Kuzey’in...Ama en büyük, en korkutucu gazabını hep insanoğluna saklıyordu. Zira insan, yaşam döngüsü içinde, hareketsizliğe ve durağanlığa en çok baş kaldıran yaratıktı.