Yağmur

Her inanma hareketinde sevilen bir ıztırap saklıdır.
Reklam
Ruveyda Nurullah Genç fezayı bağlayarak yorgun kanatlarına bir güvercin uçurup kıtalar arasından çağırdın beni geçerek birer birer sürgün kanyonlarını derbeder koşup geldim ışıldayan tahtına yarım koyup bir bardak kurşun rengi çayımı yıkarak yalnızlığa kurduğum sarayımı yetim çığlıklarımı duyurmak üzre sana koşup geldim; iliştir beni memnu bahtına adını söylemek istemiyorum her hecesi amansız bir kor dudaklarımda her harfine yıllardır şimşeklerle yarıştım zindanlara karıştım, ölümlerle tanıştım adını söylemek istemiyorum rüveyda dediğim zaman anla ki, senin için yürüyor kelimeler çığlığımın atardamarlarından hangi yıldızdır bilmem, gözlerin kayar da üzerime rüveyda önce tuhaf bir deprem yayılır bedenime sonra açılır önümde ıstırab vadileri silik renkleriyle adımlarıma çözülmeye yüz tutan bir mazi mühürlenir hayalin bittiği menfeze doğru alaca bir at koşar içimde
Sanki hiç, gecenin bir yarısı uyanıp da birinin üstünü örtmeyecekmiş gibi hissediyorum Hiç, bir çocuk düşmeyecekmiş gibi rahmime Hiç parayla işim olmayacak Uğraştığım işte hiçbir şeye katlanmayacakmışım gibi Ve elektrik faturasını yatırmayı hiç unutmayacakmışım gibi Kendimi nasıl dünyadan böylesine uzak ve bütün beşeriliğiyle dışlanmış hissedebiliyorum Gelecekte nasıl oluyor da kendimi bulamıyor; orada dahi hayal edemiyor, ettiklerimin de öylesine sahte olduğunu kendime inkâr edemiyorum Bazılarımız için erken benim için vakitlice, konduğum bu diyardan göçeceğime inanmışım gibi bir his Münacaat (yakarma, yalvarma) - İsmet Özel Bu yaşa erdirdin beni,gençtim almadın canımı ölmedim genç olarak ,ölmedim beni leylak büklümlerinin içten ve dışardan sarmaladığı günlerde bir zamandı heves ettim gölgemi enginde yatan o berrak sayfada gezindirsem diye ölmedim, bir gençlik ölümü saklı kaldı bende. Vakti vardıysa aşkın,onu beklemeliydi genç olmak yetmiyordu fayrap sevişmek için halbuki aşk,başka ne olsundu hayatın mazereti demedim dilimin ucuna gelen her ne ise vay ki gençtim ölümle paslanmış buldum sesimi. Hata yapmak fırsatını Adem’e veren sendin bilmedim onun talihinden ne kadar düştü bana gençtim ve ben neden hata payı yok diyordum hayatımda
Cinsiyete bağlanan aşkın ve onda aranan içi boş, meyus tesellinin şifa vermeyişi gibi, insanın yine insanoğluna karşı yaşadığı zaferlerin karanlık, ürkütücü ve bedbaht neşesi, kâinatın bütününden varlığı koparmış olmalarından ileri gelmektedir. Herkesin ve kalabalığın alkışlarından müstağni kalanlar, kâinattan ancak kendi anlayışiyle alkış seslerini alıyor ve gerçek saadeti yaşayabiliyorlar.
“Felaket her zaman zannedildiği gibi fena değildir... Çünkü ona ümitler ve vehimler kalıyor...”
Reklam