Yağmur

Dokunaklı sözler geldi aklıma, ama bir türlü söyleyemedim. Uyanık insanları bekleyen tek ama tek bir görev vardı: kendini aramak, kendi içinde bir sağlamlığa kavuşmak, el yordamıyla kendine özgü yolda ilerlemek, yolun nereye çıkacağına aldırmamak. Herkes için gerçekte tek bir uğraş vardı: kendini bulmak. Bizler başkalarına benzememekten, kafa tutmaktan, olağanüstü şeyi istemekten içten içe memnunluk duyarız.
Reklam
“Dışımızda gördüğümüz şeyler,” dedi Pistorius alçak sesle, “içimizdekilerin aynısıdır. İçimizdekinin dışında başka bir gerçek yoktur. İnsanların çoğunun gerçeğe bu kadar aykırı bir yaşam sürmesinin nedeni, kendileri dışındaki görüntüleri gerçek saymaları, içlerindeki dünyaya ise asla söz hakkı tanımamalarıdır. Evet, bu mutlu kılabilir insanı. Ama insan bir kez işin bilincin vardığında, çoğunluğun izlediği yolu seçmesi diye bir şey söz konusu olamaz.
...içinde söz konusu bilginin ilk kıvılcımı çaktığında insana dönüşür. ...her birinin içinde insan aşamasına yükselme olanakları saklı yatar, ama ancak bu olanakların sezgisine varıldığında, hatta bir bölümüyle onların nasıl bilinçli duruma getirileceği öğrenildiğinde, kendilerine sahip çıkabilir.” ...ondan öğrendiğim en önemli şey, kendime giden yolda nasıl bir adım daha ilerleyecek oluşumdu.
Gurur ve düşmanlık dolu koyu kahverengi gözleri sevmiştim. ...Beni oradan kovup uzaklaştırmak ister gibi gözlerinden şimşekler çakarak öfkeyle baktı. Ama ben göğüsledim bu bakışları, gözlerimi ondan ayırmadım. ‘Kuş yumurtadan çıkmak için savaş veriyor. Yumurta dünyadır. Kuş uçup Tanrı’ya gidiyor.’
İçimde dışarı çıkmak isteyen bir şey vardı, ben onu yaşamaya çalışıyordum yalnızca. Neden böylesine güçtü bu?
Reklam