Yağmur

...Dünyadaki her güç ahlakî güç olarak başlar. Her yenilgi ahlaki tökezleme olarak başlar... ...İnsanları terbiye etmez zordur, ancak kendi kendini terbiye etmek daha da zordur. Tarih sadece sürekli değişimin değil, aynı zamanda ve devamlı olarak imkansız ve beklenmeyenlerin gerçekleşmesinin hikayesidir.
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Bilimin kazanımlarını kullanma ve onları ileriye götürme yeteneğimizi geliştirmeden gerçek bağımsızlığımız olamaz. Bizim açık düşünce psikolojimizden iki şeyi ortadan kaldırmak gerekir: Mucizeye inanç ve başkalarının yardımı. Gücün yapamadığını âli cenaplık, tutarlılık ve cesur duruş yapar.
Hayatı sadece din ve dua ile değil, aynı zamanda çalışma ve bilimle tanzim etmek gerektiğine inanan, dünya tasavvurunda ibadethane ile fabrikanın yan yana olması gerektiğine izin vermekle kalmayıp talep eden, insanları sadece terbiye etmek değil aynı zamanda onların dünyadaki hayatını kolaylaştırmak gerektiğini düşünen ve bu iki hedefin birbirine kurban edilmesi için hiçbir sebep bulunmadığı fikrinde olan kimse, o İslam’a aittir.
Bütün medeniyetlerin özü ve ilerlemesi, yok edilmesi ve inkâr edilmesine değil, devam ettirilmesine bağlıdır...Arap harflerinin kaldırılmasıyla...Türkiye kendi “hafızasını”, geçmişini kaybetti. ...Ne olduğunu ve köklerinin nereden geldiğini bilmeyen bir ülke, nereye gideceğini ve yüzünü neye doğru çevirmesi gerektiğini bilebilir mi?... Tarihte var olan hiçbir hakiki İslami hareket yoktur ki aynı zamanda siyasi hareket olmasın. Bunun sebebi İslam’ın bir din olmakla beraber aynı zamanda da onun bir felsefe, ahlak, düzen, tarz, atmosfer, tek kelimeyle hayatın tamamını kuşatan bir şey olmasındandır. Toplumun bozulmuşluğu belli bir sınırı geçtiği vakit kanunlar yetersiz(güçsüz) kalırlar. ...toplum ancak Allah adına ve insanın terbiye edilmesiyle düzeltilebilir...
“...Nereden bileceksin başkalarının değil de Tanrıyı öven kişilerin doğruyu ele geçirdiğini.” “Bilemezsin, çok haklısın. Ama ben yalnızca diyorum ki, şayet onların doğruyu dile getirdiklerine inanırsam, peşlerinden gitmek isterim.” ...artık yalnızlığı tek başıma yudumlayacaktım, Knulp’a göre herkesin yaşamakta olduğu, benimse asla tümüyle inanamadığım yalnızlığı. “Sızlanıp yakınmayı bırak artık,” dedi Tanrı uyararak. “Sızlanıp yakınacaksın da eline ne geçecek? Her şeyin hayırlı bir yol izleyip olması gerektiği gibi olduğunu, hiçbir şeyin başka türlü olamayacağını gerçekten göremiyor musun?...” “Bak,” dedi Tanrı, “senden olduğundan değişik bir insan gibi yararlanamazdım... Nihayet sen benim çocuğumsun, benim kardeşimsin, benden bir parçasın; hiçbir zevk, hiçbir acı yoktur ki, senin şahsında ben de yaşamış olmayayım.” “Doğru,” dedi Knulp ağır ağır başını sallayarak. “Evet, öyle, her zaman sezdim bunu.”