“Ben bir adamı öldürürken belimdeki kılıcı kullanırım ama sizler kılıç kullanmazsınız. Sizler nüfuzunuzla öldürürsünüz, paranızla öldürürsünüz, süslü püslü sözlerinizle bile öldürürsünüz belki. Tabii ki kan dökülmez, karşınızdaki adam capcanlı yaşar ancak buna rağmen onu basbayağı öldürmüşsünüzdür. Kiminkisi daha büyük bir günah bilemiyorum – sizinki mi, benimki mi?”
“Ne diyeyim, kadın mutfakta çalışan bir hizmetçi, tepeden tırnağa yağ içinde yüzüyor. Onunla ne yapacağımı pek
kestiremiyorum. Belki bir kandil yapılabilir ve onun ışığıyla ondan kaçılabilir. Sırtındaki iç yağlı paçavraların bütün bir kış Lehistan'ı ısıtacağından eminim. Kıyamete
kadar dayanırsa, muhakkak bütün dünyadan bir hafta fazla yanar.”
“Gökte buluyorsunuz her şeyin nedenini
siz canlılar, her şey sanki
onunla sürükleniyormuş gibi.
Böyle olsaydı, hiçbir şey elinizde olmazdı,
iyiliğe sevinmenin, kötülüğe üzülmenin
bir anlamı kalmazdı.
Evet, gök başlatır davranışlarınızı,
ama her davranışı değil, öyle bile
olsa, iyi ile kötüyü ayırt edin diye.”