Nâzım 45 yaşında Kemal Tahir'e şöyle yazıyor: " Cahilliğimin azameti karşısında afallayıp kaldım ve hırsımdan ağlayacak gibi oldum. Ben ne huddutsuz cahil adammışım meğer. Evvela, tabiat hakkında çok ummumi, felsefi bir bilgim var. Nebatat, hayvanat, madenler, fizyoloji, hikmet, kimya, biyoloji, falan filan hakkında bir vahşinin bilgisinden biraz daha fazla, yani hiç derecesinde bilgiliyim. (...) Sonra insanlar hakkında da öyle, mesela, Avrupa'yı ve memleketimi biraz bir yana bırakırsan, Asya' da Afrika' da yaşayan insanların hayatlarını, maddi ve manevi şartlarını, ancak ana hattında biliyorum, konkre teferruata gelince cehaletimden yüzüm kızarıyor. (...) Yapılacak iş elbetteki yılmak değil, bilgi sahibi olmak."