Size kadınlıkla lanetlenmiş bir varoluş hezeyanı anlatacağım.
Sizi saçlarının ve ayaklarının ucu arasında olup biten
şeylerden ibaret,
doğurmaya mahkûm,
çocuklarını kaybetmekle mühürlü,
yalnız, yapayalnız bir kalabalıkta dolaştıracağım.
İçlerine açılan kapıların arkasına saklanmış kadınların
delirerek bedenlerinden dışarı açtıkları pencerelerden bakacağım.
O pencerelerden tekrar ve tekrar ve tekrar kendimi aşağı atacağım.
Sözleri ile başlayan kitap Mine Söğüt'ün okuduğum ilk kitabı. Yirmi bir tane kısa öyküden oluşuyor ve bu kısalık her öykünün oldukça çarpıcı olmasını sağlıyor. Deliren/Delirtilen kadınların öykülerini anlatan kitabı içinizde hissedebiliyorsunuz çünkü maalesef yaşanan olaylar bunlar. Hem bu konu hem de yazarın diline aşina olmadığım için kısa sürede okuduğum bir kitap olmadı.
Kitapta her bir öyküden önce yazarın kısa kısa yazdığı sözler yer alıyor. Bu sözleri bi' ayrı sevdiğimi söyleyebilirim. Kitaba genel bir bakış atarsak bana hitap eden bir kitap olmadı, beklentimin aşağısında kaldı ama tek tek öyküleri incelersek hepsinde beğendiğim ve sevdiğim yerler oldu. Beni Öldürmek İsteyen Muhteşem Hayat, Hatmi Çayı ve Kendimi Neden Bu Şehirde Öldürdüm öyküleri en çok beğendiğim öyküler oldu.