Bu kitabı okurken şunu fark ettim:
Kitap bana bir şey anlatmaya çalışmıyor.
Sanki yanımda oturup konuşuyor.
Bazen gülümsedim,
bazen “neden bu kadar tanıdık?” diye düşündüm.
Çünkü anlattıkları çok büyük şeyler değil;
gün içinde aklımıza gelip de kimseye anlatmadıklarımız.
Bu Hikâye Senden Uzun Osman
yüksek beklentiyle değil,
sakin bir ruh hâliyle okunması gerekenlerden.
Bitince akılda kalan bir olay olmuyor belki
ama bir his kalıyor.
Ve o his kolay kolay geçmiyor.
Kısa bir kitap ama duygusu uzun. Okurken bir şeyler oluyor; sanki çok tanıdık bir evin içinde dolaşıyormuşsunuz gibi. Anlatılanlar büyük değil, hatta çoğu zaman sessiz. Ama tam da bu yüzden gerçek.
Bir çocuğun gözünden anneye bakmak, anneliğin görünmeyen yorgunluğunu fark etmek… Kitap, bunu yaparken zorlamıyor, duygu sömürüsüne kaçmıyor. Sadece duruyor ve gösteriyor.
Okuması kolay, dili sade. Bitirdiğimde aklımda tek bir his kaldı:
“Bazı şeyler yaşanırken fark edilmiyor ama sonradan insanın içini yokluyor.”
Kısaca:
Sessiz kitapları sevenler için. Az anlatıp çok hissettirenlerden.