Ben artık anladım ki sende sevdiğim, sende bulmak istediğim şey, Ştolts'un bana gösterdiği, onunla birlikte kurduğumuz şeydi. Olan bir Oblomov'u değil, olacak bir Oblomov'u sevdim.
Alıntı
Ben artık anladım ki sende sev­diğim, sende bulmak istediğim şey, Ştolts'un bana gösterdi­ği, onunla birlikte kurduğumuz şeydi. Olan bir Oblomov'u değil, olacak bir Oblomov'u sevdim. Sen iyisin, dürüst bir insansın İlya. Duygulusun. Ama bir kumru gibi. Başını ka­nadının altına sokuyor ve öylece kalıyorsun. Bütün hayatı­nı tavan arasında ötmekle geçirebilirsin. Ama ben öyle de­ğilim. Bu kadarı bana yetmez. Ben başka şeyler istiyorum. Ama nedir bu şeyler bilmiyorum. Sense bana neyi aradığı­mı söyleyemezsin. İstediğim şefkat değil ki benim... Onu herkes verebilir.
Reklam
Bu... (Ştolts biraz düşündü, bu hayatı adlandırabilecek bir kelime aradı.) Bir tür... Oblomovluk," dedi nihayetinde. "Ob-lo-movluk!" dedi İlya İlyiç yavaşça, bu tuhaf kelimeye hayret ederek ve hecelere ayırarak. "Ob-lo-movluk!"
Sayfa 238 - Can Yayınları·Kitabı okudu
Kitabın son sayfası…
Nasıl, bu dilencinin hikayesini dinledin mi? Bahsettiği İlya İlyiç kim? Oblomov. Sana ondan çok bahsetmiştim. Evet hatırladım. Senin bir dostun, okul arkadaşın. Ne oldu? Öldü, hayatı yok yere harcandı gitti. Ştolts içini çekip biraz daldıktan sonra; Zekada kimseden aşağı değildi dedi. Tertemiz billur gibi bir ruhu vardı. Asil heyecanları olan bir insandı. Ama hiçbir şey yapmadı. Niçin? Ne yüzünden? Ne yüzünden mi?.. Oblomovluk! Oblomovluk mu? O da ne demek ? Biraz zihnimi, anılarımı toparlayayım da anlatayım. Sen de yazarsın, belki birisinin işine yarar. Ştolts dostuna işte bu okuduğunuz hikayeyi anlattı...
Oblomov, Ştolts gibi hayatı gürültülü dalgalarla akan bir ırmak olarak düşünmek istemiyordu.
Sayfa 421·Kitabı okudu
“Yüksek düşüncelerin zevkine varmıştı; insanlığın dertlerine ortak olmuştu. Zaman zaman yüreği derinden derine sızlayarak insanlığın çektiklerini düşünür, üzülürdü; bazen de içine garip, nedensiz bir kasvet çöker, uzak bir alemin, belki Ştolts'un bir zamanlar ruhunu sürüklediği alemin özlemini duyar, gözlerinden tatlı gözyaşları akardı.”
Alıntı
Reklam
Reklam