"İnsanları batıl inançlar ve korkularla denetlemeleri gerekiyordu ve bunların da mitler ve mucizeler olmadan ortaya çıkması mümkün değildi." (Strabon, Geographika)
David Hume
Yaşamın hangi yaş ya da dönemi boşinançlara en çok yatkın olur? En zayıf ve en ürkek olanı. Hangi cins? Bu soruya da aynı karşılığı vermek gerekir. Strabon, “Her çeşit boşinancın önder ve örnekleri kadınlardır,” demektedir. Kadınlar, erkekleri sofuluğa, dualara ve din bakımından sayılı günleri tutmaya iterler. Kadınlardan ayrı yaşayıp da bu gibi uygulamalara düşkün olan biri güç bulunur. Bu nedenledir ki, Get'ler arasındaki, evlenmezlik kuralına uyan ve buna karşın, yine de en dinci bağnazlar olan bir erkekler tarikatı hakkında söylenenler kadar olamayacak bir şey yoktur. Belki Strabon'un zamanında pek yaygın bir uygulama değildi, ama bir kimsenin hem evlenmezlik kuralına uyup cinsel ilişkilerden uzak kaldığını, hem de o ürkek ve soğuk cinsle en yakın bağıntılar sürdürerek onlarla en keskin bir duygudaşlık gösterebildiğini kendi deneylerimizden bilmeseydik, bu akıl yürütme yöntemi bizi keşişlerin dine bağlılığı konusunda kötü bir fikir beslemeye götürürdü.
Felsefe-Düşünce
Reklam
• Strabon
Dünyada tek bir okyanus olduğunu ve sürekli Batıya gidilerek Hindistan’a varılabileceğini söylemiştir. Eskiden beri var olan deniz ve karaların yer değiştirdiğine inanmıştır. Dağların oluşumunu iç basınçla açıklamıştır. Denizin zamanla yükselebileceğini söylemiş ve bunun kanıtı olarak da dağlardaki deniz hayvanlarının kabuklarını örnek göstermiştir.
Nobel Akademik·Kitabı okudu
Alıntı
Etnografik ve antropolojik veriler de Sarmatların Türk et-nosuna ait oldukları hipotezini doğrulamaktadır. Onların ya-şantılarını bilen eski devir yazarları, tek bir ağızdan Sarmatla-rın
Sayfa 120·Kitabı okudu
Çok sayıdaki bilim adamının (E.Eyhvald, Z. Yampolsky, vd) görüşüne göre, Herodot tarafından zikredilen İskit kabilelerinin - lirkler ve Türragetler- ismi "Türk" isminin bozulmuş şekille-ridirler. Bazı İskit kabileleri gibi onlar da, Türk dilli idiler (Yam-polsky, 1966, s. 63, 1970, s. 10-11). Strabon, Pomponius Mela, Pliny (M.S. I. Yüzyıl) de, Herodot'un sözünü ettiği yerlerde ya-şamış olan Türklerden, Türragetlerden, Turklar'dan bahsetmiş-lerdir (Antiçnıye İstoçniki/ Antik kaynaklar", 1990, s. 100, 108). M.S. V. Yüzyıl Bizans tarihçisi Zosimus, Hunlar hakkında şunları yazmaktadır: "Bazıları bu halkı "Unnı" olarak adlandırı-yorlar; diğerleri, bunları Kralı İskitler diye adlandırmak gerekti-ğini söylüyorlar; Herodot da bu "basık burunlu" halkın Istros [Tuna] boyunda yaşadığını söylemektedir." (Gan, 1884, s. 199). Eski dönem yazarlarının bu bilgileriyle bağlantılı olarak M.S. I. Yüzyılda Güney Bug'da Ptolemaeus tarafından tasvir edilen at eti yiyen - Sarmatlarn mezarları büyük önem kazan-maktadır. O mezarlarda bağdaş kurup oturan doğu tipine ait erkek figürünün tasvir edildiği, ok şeklinde kaşlarıyla - kabart-ma gözbebeğiyle çekik gözlü heykelcikler bulunmuştur. Geniş kanatlar burnu kolayca basıklaştırmaktadır." (Kovpanenbo 1986, s. 67-71).
Sayfa 74·Kitabı okudu
Reklam
Reklam