8/10
Gospodinov bu romanda aslında çok kişisel, bir o kadar da evrensel bir hikayeyi, kendi babasının yaşamını ve vedasını anlatıyor. Bir bahçıvan olan babası, hayatı boyunca toprağı işlemiş, domates ekmiş, çiçekleri büyütmüş, doğanın o sessiz ve bilge dilini öğrenmiş bir adam. Fakat amansız bir hastalığa yakalanıyor ve hayatının son günlerini yaşamaya başlıyor. İşte kırılma noktası da burada başlıyor; hayatı boyunca hep bir şeyler "yeşerten" ve var eden bir adamın, yavaş yavaş soluşuna şahit oluyoruz. Oğlu yani yazarımız, babasının yanına gidiyor ve onun son günlerinde refakatçisi oluyor. Birlikte geçirilen o son zamanlarda, babanın geçmişi, gençliği, komünizm döneminin Bulgaristan'ı, o dönemin yoksulluğu ama bir o kadar da güzel insan ilişkileri anılar arasından çıkıp geliyor. Kitap, babanın ölüm anına ve sonrasına kadar uzanıyor. Yazar, ölümü korkunç, karanlık bir canavar gibi anlatmıyor. Aksine, bir bahçıvanın toprağı işlemesi, solan bir çiçeği budaması kadar doğal, döngünün bir parçası olarak önümüze koyuyor. Kitap bize şunu hatırlatıyor: Bizler aslında hepimiz kendi hayatlarımızın bahçıvanıyız. Anılar ekiyoruz, dostluklar büyütüyoruz, bazen sevdiklerimizin gidişiyle bahçemiz darmadağın oluyor ama o toprak orada kalmaya devam ediyor. Okurken insan ister istemez kendi anne babasını, kendi çocukluğunu ve bir gün her şeyin biteceği gerçeğini düşünüp duruyor. Acıyı çok zarif bir şekilde anlatan, çok dokunaklı bir baba-oğul ve veda hikayesiydi. Bazı cümleler kalbimde ince bir sızıya neden oldu, gözlerimin dolmasına sebep olan cümleler vardı. Eğer şu sıralar melankolik bir dönemden geçiyorsanız, kitap sizi biraz daha içinize döndürebilir. Yine de Gospodinov’un o nahif, dert ortaklığı yapan üslubunu çok sevdim, bu kitap benim için tam anlamıyla kalbime dokunan bir
Bahçıvan ve ÖlümGeorgi Gospodinov · Metis Yayınları · 202514,7bin okunma
10/10
·312 syf.··
2026 26. kitabı
​ DUVARLARI BOŞ BOŞ İZLETEN O KİTAP: GÜZEL ÇİRKİN! ​Şu an bu satırları şok içinde, kelimenin tam anlamıyla duvarları izleyerek yazıyorum! Alice Feeney, sen ne yaptın, bu nasıl bir akıl oyunuydu resmen?! ​Daha ilk 150 sayfada "Elimde ne delil var ne kanıt, yazar bizi nereye sürüklüyor?" diye defterime notlar alırken, yazarın beni adım adım nasıl bir tuzağın içine çektiğinden tamamen habersizdim. Gerilim okurken ters köşe yapılmasını hepimiz severiz ama bu kitapta "Daha iyisi olamaz" dediğim her an, yazar daha da büyük bir darbeyle geldi. Son sayfaları resmen nefessiz okudum! ​Kitap hakkında tek bir spoiler vermeden sadece şunu söyleyebilirim: İntihal yapan, bencillikte zirveye oynayan bir yazar piyonu... Issız, tekinsiz ve herkesin bir şeyler sakladığı Amberly Adası sakinleri... Ve her şeyin arkasında ilmek ilmek örülmüş muazzam bir intikam ağı! Ava gidenin öyle bir avlanışı var ki, finalde "İlahi adalet budur" demekten kendinizi alamayacaksınız. ​Eğer şu sıralar sizi yerinizden sıçratacak, elinizden bıraktırmayacak ve bittiğinde "Az bile övmüşler" dedirtecek gerçek bir gerilim arıyorsanız, aradığınız ilaç kesinlikle burada!
1000Kitap
Güzel ÇirkinAlice Feeney · Yabancı Yayınları · 20252,036 okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Veronika Ölmek İstiyor
Puan vermedi·216 syf.··
2026 39. kitabı
Dürüst olmam gerekirse, bu kitabı elime aldığımda beni bu kadar derin bir sessizliğe iteceğini hiç tahmin etmemiştim. Veronika'nın hikayesi sadece bir intihar girişimi ya da bir akıl hastanesi dramı değil; daha ziyade hepimizin içinde bir yerlerde gizlediği o "acaba ben mi deliyim yoksa dünya mı?" sorusunun kağıda dökülmüş hali gibi. Coelho’nun kaleminde beni en çok etkileyen şey, o keskin ama bir o kadar da şefkatli üslubu oldu. Veronika her şeye sahip görünüp aslında hiçbir şeye sahip olmadığını hissettiğinde, o boşluğu öyle bir anlatıyor ki, insanın boğazında bir yumru oluşuyor. Villete’deki o sınırda yaşama hali, bana hayatın ne kadar pamuk ipliğine bağlı olduğunu, ama o ipin aslında ne kadar güçlü olabileceğini hatırlattı. Bazen hepimiz başkaları ne der diye, o görünmez normallik hırkasını üzerimize geçirip terliyoruz. Kitap boyunca “Gerçekten kendi istediğimiz hayatı mı yaşıyoruz, yoksa sadece bize biçilen rolleri mi oynuyoruz?” sorusu kafamda dönüp durdu. Veronika’nın piyanosunun sesi, o hastane odasının soğuk duvarlarını aşıp sanki odamın içinde yankılandı. O piyano sesi aslında bir uyanıştı. Bitirdiğimde hayatın o küçük, sıradan görünen anlarının bir gün doğumunun, bir kahve kokusunun ya da sadece nefes alıyor olmanın ne kadar büyük bir lütuf olduğunu yeniden fark ettim. Kitap bitti ama içimdeki o yaşama arzusu taze bir başlangıç yapmış gibi hissediyorum. Eğer sizin de ruhunuz şu sıralar biraz yorgunsa, Veronika ile tanışmak size iyi gelebilir; sanki eski bir dostla dertleşmiş gibi hissettiriyor.
1000Kitap
Veronika Ölmek İstiyorPaulo Coelho · Can Yayınları · 2020102,7bin okunma
Puan vermedi
KIRIK ZAMANLAR ​Bu aralar kafamı neye versem diye bakarken bu kitapla (Kırık Zamanlar) fena çarpıştık doğrusu kimi an olur ummadığın şeyler tam zamanında gelir ya hani... Öyle bir his uyandırdı bu kitap bende ​Yazar aslında bize bir perde aralamakta ve bana göre resmen "zaman" dediğimiz o devasa şeyin bizi nasıl ufak ufak eksilttiğini, her birimizin bir yerlerde nasıl "kırıldığını" yüzümüze vurmasını irdelemiş bana göre Okurken evet hepimiz bir şeyleri tamir etmeye çalışmaktayız belki ama bazen o parçalar artık birbirine uymayınca uymuyor işte. Yazarın o sessiz, derinden giden anlatımı beni düşüncemde bambaşka bir yere götürdü. Karakterlerin o çıkmazları, geçmişe takılıp kalmaları aslında o kadar tanıdık ki... ​Öyle büyük olaylar, aksiyonlar beklemeyin kitaptan lakin daha çok bir rıhtımda tek başınıza oturup denizi izlerken aklınızdan geçen o "keşke"lerin, o bir türlü söylenememiş sözlerin kitabı bu bende his olarak kalan ve yüreğime oturan. Kapaktaki o puslu Galata havası boşuna değilmiş meğerse...Kitabın her sayfası o belirsizlik ve hüzünle dolu. Bitirdim ama hala o boşluktayım. ​Eğer şu sıralar hayatın hızından yorulduysanız ve biraz kendi içinize, o kırık dökük anılarınıza bakmak isterseniz bu kitaba bir uğrayın derim. Ama uyarayım, biraz sarsmakta. Kitap ile cümleler arasında ki o bağdan koptuğunuzda ​Sizin hayatınızda "o günden sonra her şey değişti" dediğiniz o kırılma anı hangisi? diye düşünmektesiniz. Ben hala kendiminkini düşünmekteyim açıkçası. Karakterler ile zaman zaman ters düştüğüm söylendiğim olsada...Neden?... sorusu hala yankılanmaya devam etmekte. Naif bir anlatımının yanında okuru yormayan bir kitap ama ruhunuzu titreten de bir kitap. Okuyun derim...artık hepimiz o kırık zamanların içindeyiz ne de olsa... Yabancılık
Kırık ZamanlarAydın Gürbüz · Kitapyurdu Doğrudan Yayıncılık · 20256 okunma
Puan vermedi·144 syf.··
2026 44. kitabı
Bazen bir kitap okursun ve sanki yazar gelip senin içindeki o anlatamadığın duygulara ayna tutar ya, işte bu kitap tam olarak öyle. Hepimiz mükemmel görünmeye çalışıyoruz ama aslında hepimiz biraz eksik, biraz kırık ve biraz da yanlışız. Ve işin sırrı da burada; en insani tarafımız tam olarak bu "yanlış" hallerimiz. Kitaptaki yirmi iki öyküyü okurken, sanki komşumun ya da en yakın arkadaşımın iç dünyasına misafir olmuşum gibi hissettim. Karakterler öyle "iyi" veya "kötü" diye ayrılmıyor; hatalarıyla, korkularıyla, bazen de o beklenmedik cesaretleriyle o kadar gerçekler ki... Okurken durup durup "Ben olsam ne yapardım?" diye düşünmeden edemedim. Çünkü anlatılanlar bize uzak değil, tam da evimizin içinden sahneler. Okurken insan kendine karşı dürüstleşiyor, kusurlarıyla barışmayı fısıldıyor bu kitap. Öykü kitapları kısa ama daha etkileyici ve bizden hikayeler olduğu için arada okumak hoşuma gidiyor Eğer şu sıralar ruhunuza iyi gelecek, sizi kendinizle barıştıracak bir öykü kitabı arıyorsanız, bu naif yolculuğa mutlaka şans verin derim.
Her Şey Biraz YanlışEmel Altuntaş · Banliyö Kitap · 202531 okunma
Puan vermedi·246 syf.··
2026 6. kitabı
·
16 günde okudu
·
Okunma: 29 Nisan 2026 23:15
Selam, Peri hayatının sıradan yollarında yürürken sıradan olmayan muhteşem bir kitapla karşılaştı. Psikoloji türünde olan bu kitap şelaleler , Irmaklar, dereler kadar akıcı. 5 ana bölümden oluşan ve içinde en fazla üç sayfalık pasajlarıyşa öğrenme keyfine kaçak katlar çıkıyor. Dijital hamallık, hız kültürü, kullan - at kültürü gibi ciddiye alınması gereken günümüz konularını yavaşlık öğretisiyle parlatıyor. Sayın Yazar Mehmet Sayar’a göre “Kimileyin, yağmurun sesini duymak için, sessiz olmak gerekir. Sessiz ve yavaş. “ Bu kitap bittikten sonra kendime yavaşlamam gerektiğini daha sık hatırlatır oldum. Bu eser şu sıralar hepimize ilaç gibi gelecek. Seven sevdiğine bu kitabı hediye etsin. Benden söylemesi.
YavaşlaM. Kemal Sayar · Kapı Yayınları · 202013,3bin okunma