Rebecca her kitabın sonunda muhteşem bir ters köşe yapmayı kendine ant içmiş sanırım. Çünkü o nasıl bir sondu öyle
Öncelikle ilk kitaba nazaran daha kaos dolu, daha şaşırtıcı ve çarpıcı diyebiliriz. Çünkü gerçekten öyle. İkinci kitap laneti diye birşey vardır ve buna gerçekten inanırım. Serilerin ikinci kitapları hep sıkıcı olmuştur. Bence tam tersiydi. Eğer sabredip ikinci kitaba geçebilirseniz gerisi çorap söküğü gibi geliyor.
Sanırım kitapların da neden bu kadar kalın olduğunu anladım. Çünkü yazar çarpıcı detayları vermesinin yanısıra biraz tekrara düşüyor ve bunu yaşanan olaylar olarak değil de karakterin iç hesaplaşmaları olarak görüyoruz. Mesela (BUNDAN SONRASI SPOİLER) ilk kitapta Violet savaş brifinginde eksik verilen bilgilerin olduğundan şüpheleniyordu ve bunu kendi içinde analiz ediyordu. Ve her savaş brifingi verildiğinde en az iki sayfa aynı iç hesaplaşma bir daha yaşanıyor. İkinci kitapta da Xaden'a olan güveninde bir sarsılma var, ki bu aşırı saçma ona da geleceğiz birazdan, yine bu güvensizliği de defalarca görüyoruz. Yine de Violet içten içe korktuğu halde dışardan kendini ağır satmalarıyla ve korkusuz sivri cevaplarıyla bugüne kadar gördüğüm en çelişkili karakter. Ki bu çok hoşuma gidiyor.
Xaden'a gelecek olursak. Adam resmen başkalaşım geçirdi. (DEVAMI SPOİLER OLABİLİR) İlk kitapta tam bir bad boy olan oğlumuz ikinci kitapta tam bir green flag. Yani daha önce tekinsizlikte bir dünya markası olan oğlumuz artık tam bir centilmen. Ama ne hassa kızımız Violet, birinci kitapta kendine işkence olan Xaden'a aşık olurken ikinci kitapta kendine köle olan Xaden'a asla güvenmiyor. İşte tekrara düşüyor dediğim kısım da bu. Sürekli bir güven tartışması yaşanıyor. Adeta toksik bir ilişki görüyouz. Tabi daha güçlü bağlarla. Buna benzer başka konuları ya da