➡️ *İslamiyette matem tutmak yoktur* 📆 (Osman Ünlü Hocanın 25.06.2026 tarihli yazısı) *Sual: Dinimizde, muharrem ayının onuncu günü ve başka zamanlarda matem, yas tutmak diye bir şey var mıdır?* *Cevap:* İslamiyette matem tutmak yoktur. Peygamber Efendimiz matem tutmayı yasak etmiştir. Hadis-i şeriflerde; *(Matem tutan kimse, ölmeden tövbe etmezse, kıyamet günü şiddetli azap görecektir)* *(İki şey vardır ki, insanı küfre sürükler. Birisi, bir kimsenin soyuna sövmek, ikincisi, ölü için matem tutmaktır)* buyuruldu. Muharremin onuncu Aşûre günü matem yapmak, bağırıp çağırmak, ilk olarak hicri 65. yılında, hazret-i Hüseynin intikamını almak için, ayaklanıp, Kûfe'yi alarak, bir Şii devleti kuran Muhtâr-ı Sekâfî tarafından ortaya çıkarıldığı Tuhfe kitabında yazılıdır. Bu bidat, maalesef bir ibadetmiş gibi yayılmıştır. Hâlbuki Muhtâr-ı Sekâfî, bunu Kûfe ahalisini aldatıp, onları Emevilerle harbe sürüklemek, böylece hükûmeti ele geçirmek için bir hile olarak yapmıştır... Matem tutmak yasak olmasaydı, herkesten önce Peygamber Efendimizin vefatı için matem tutulurdu. Sonra hazret-i Ömer, hazret-i Osman, hazret-i Ali, hazret-i Hamza ve hazret-i Hüseyin şehit edildikleri için matem tutulurdu. Bunların hepsini seviyor, şehit edildikleri için üzülüyoruz, kalbimiz kan ağlasa da, yas tutmuyor, matem yapmıyoruz. Müslümanların matem yapması ve başkalarına lanet etmeleri yasak edildiği için, matem yapmıyoruz. İslamiyette doğum gününü kutlamak, Allahü teâlâya şükretmek vardır. Peygamber Efendimiz, pazartesi günü oruç tutardı. Sebebini sorduklarında; *(Bugün dünyaya geldim. Şükür için oruç tutuyorum)* buyururdu. Doğum günü ve mübarek geceler, hicri sene ile kutlanır. Müslümanların mübarek günleri veya geceleri, güneş aylarına göre değil, hicri kameri aylara göre yapılır. Dinimiz
Alıntı
hikmetinden sual eylesem de eylemesem de kadir olan sensin, içimdeki korkunun sebebini anlamıyorum
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
ÖLEN KULUN HÂLİ
Bir gün Resûlullah Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem, bir cenazeye rastladı ve onun hakkında: “Bu ölen, rahat etmiş veya kendisinden rahat edilmiş kimsedir.” buyurdular. Ashâb-ı Kirâm: “Yâ Resûlallah! ‘Rahat eden veya kendisinden rahat edilen’ ne demek?” diye suâl edince şöyle buyurdular: “Mümin kul ölmekle, Allâhü Teâlâ’nın rahmetine kavuşup dünyanın sıkıntı ve yorgunluğundan rahata erer. Fâcir bir kul ise ölmekle, diğer kullar, beldeler, ağaçlar ve hayvanlar (onun günahları sebebiyle uğradıkları şerden ve bereketsizlikten) kurtulup ondan rahata ererler.” ÂŞÛRÂ GÜNÜ OLMUŞ VE OLACAK BAZI HÂDİSELER Muharrem ayının onuncu günü, Âşûrâ günüdür. Âşûrâ gününde çok büyük ve mühim hâdiseler meydana gelmiştir. Fakîh Ebu’l-Leys Semerkandî Hazretlerinin beyanına göre Âşûrâ günü meydana gelen hâdiselerden bazıları şunlardır: • Yerlerin ve göklerin yaratılması. • Hz. Âdem aleyhisselâm’ın tevbesinin kabul edilmesi. • Hazret-i Mûsâ aleyhisselâm’ın, Firavun’un şerrinden kurtulması ve Firavun’un helâk olması. • Hazret-i İbrâhim aleyhisselâm’ın dünyaya gelmesi ve Nemrud’un ateşinden kurtulması. • Hz. Eyyûb aleyhisselâm’ın, hastalıktan şifâ bulması. • Hazret-i Yûnus aleyhisselâm’ın, balığın karnından kurtulması. • Hazret-i Süleyman aleyhisselâm’a saltanat verilmesi. • Hazret-i Nûh aleyhisselâm’ın gemisinin, Cûdî Dağı üzerinde durması. • Hazret-i Hüseyin Efendimizin (r.a.) şehit edilmesi de Âşûrâ günü olmuştur.
Aşura günü
Ölümün ardından
Bir fani rüyaydı bu, bitti nihayet perde, Dünya bir gölge imiş, asıl vatan o yerde. Yolcu uğurlandı bak, sessiz ve derin evden, Kurtuldu ruh kafesten, o kapkara alevden. Toprak sessiz bir ana, kucağını açıyor, Dünyadaki rütbeler, birer birer kaçıyor. Gözlerdeki o gaflet, yırtıldı bir an için, Sual eyler melekler: "Bu ömür bitti niçin?" Ardında kalan dünya, artık bir eski masal, Ne bir teselli verir, ne mülk ne de bir misal. Musallanın üstünde, bir garip yolcu şimdi, Az önce nefes alan, o titrek mum da dindi. Gaflet uykularından, uyanıştır bu ölüm, Hakka giden kervanda, son varıştır bu ölüm. O büyük mahkemede, mizan kurulduğu an, Rahmetin gölgesinde, can bulur elbet inan!
Şiir
Halimi sorma, gidip gelince muhabbet bağına. Sen beni viran mı sandın? Teselli edince erenler makamını, derviş mi olurum sandın?Tabibim sen olunca sual sormam mı sandın? Pir Hakka aşksa bu bülbül, benim insan olduğumu unuttum mu sandın? Marifet saklıysa bu sırrına, sen beni hak yolundan çıkar mı sandın?Tevhid var dilimde, arifler bağlanır Ali’me. Sen gönlünü saf tut ki Selmân-ı Fârisî meydanında insan olabilesin. Neek
➡️ *Tevekkül için, kuvvetli iman gerekir* 📆 (Osman Ünlü Hocanın 23.06.2026 tarihli yazısı) *Sual: Bir Müslümanın, Allahü teâlâlaya tam güvenebilmesi için ne yapması gerekir?* *Cevap:* Bu konuda, Kimyâ-i se'âdet kitabında buyuruluyor ki: “Tevekkül için, hem kuvvetli bir iman, hem de kuvvetli bir kalb lazımdır. Böylece, kalbinde şüphe kalmaz. İtimat ve rahatlık tam olmadıkça, tevekkül tam olmaz. Çünkü, tevekkül, kalbin, her işte, Allahü teâlâya itimat etmesi, güvenmesi demektir. İbrahim aleyhisselamın imanı, yakini tam idi. Fakat kalbinin rahat etmesi için; *(Yâ Rabbî! Ölüleri nasıl diriltiyorsun? Bana göster!)* dedi. Sûre-i Bekarada 260. âyet-i kerimede bildirdiği gibi; *(İnanmadın mı?)* buyurulunca; *(İnandım. Fakat kalbim rahat etmek için istedim)* dedi. Kalbinde yakin vardı. Fakat, kalbinin, sükûnet, rahatlık bulmasını istedi. Çünkü, kalbin rahat etmesi, önce his ve hayale bağlı olup, sonra kalb de, yakine tabi olur ve artık açıktan görmeye muhtaç olmaz.” *Sual: Camide yüksek sesle konuşmanın, alışveriş yapmanın, kan aldırmanın, dinimizce hükmü nedir?* *Cevap:* Camide alışveriş etmek, yüksek sesle konuşmak, kan aldırmak mekruhtur. Fakat bunlar, cami dışında mekruh değildir. Hatta dışarıda alışveriş ibadettir. Kan aldırmak da, mekruh değil, sünnettir. *Sual: Bir kimsenin hasta olmaması için, en çok nelere dikkat etmesi gerekir?* *Cevap:* İslam âlimleri, hasta olmamak ve hastalıktan kurtulmak için, şu dört şeye dikkat etmek lazımdır buyuruyor. Bunlar da; 1-Fazla yememek. 2-Alkollü içkileri içmemek. 3-Üzülmemek, asabileşmemek, öfkelenmemek. 4-Vücudu, kullandığı eşyaları ve yiyecekleri temiz olmaktır. *Sual: Bir hastalığa yakalanan kimse, bu hastalıktan kurtulmak için maddi ve manevi bilenen sebeplere yapışmalı mıdır?* *Cevap:* Allahü teâlânın âdeti şöyledir
Alıntı