Beritan

Beritan
@suatberitan
Kelimelerin kalbime değmesini seviyorum…
Öğretmen
1994
20 okur puanı
Aralık 2018 tarihinde katıldı
Puan vermedi·107 syf.··
2026 4. kitabı
·
4 saatte okudu
·
Okunma: 11 Mart 2026 02:19
Kırmızı Pazartesi, Santiago Nasar’ın suçsuz olmasına rağmen herkesin cinayeti bilip önlem alamadığı bir toplum portresi çiziyor. Roman, bireysel suçluluktan ziyade toplumun suskunluğunu, kolektif sorumluluktan kaçışını ve namus ile onur anlayışının yarattığı baskıyı gözler önüne seriyor. Márquez, okuyucuya suçluyu aratmak yerine, olayları yaratan yapısal ve toplumsal etkenleri sorgulatıyor; kaderin önlenemezliği, ihmal ve korkular zinciriyle trajedinin nasıl şekillendiğini düşündürüyor.
Kırmızı PazartesiGabriel Garcia Marquez · Can Yayınları · 202595,3bin okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Puan vermedi·208 syf.··
2026 3. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 13 Ocak 2026 21:46
Bahçıvan ve Ölüm, edebi açıdan beni “vay be” dedirten bir kitap olmadı. Dil olarak sade, yer yer dümdüz. Büyük anlatı oyunları, çarpıcı metaforlar ya da uzun uzun altı çizilecek cümleler yok. Zaten yazarın da böyle bir iddiası olduğunu düşünmüyorum. Ama duygusal olarak… orası bambaşka bir yer. Bu kitap okuru edebiyatla değil, hayatla yakalıyor. Ölümle, kaybetme ihtimaliyle.Çünkü hemen herkesin hayatında bir noktada bir ölüm vardır; ya yaşanmıştır ya da ucundan dönülmüştür. Kitap tam olarak buraya dokunuyor. Bence bu yüzden etkiliyor. Yazar burada “iyi yazayım” kaygısıyla değil, yasını saklamadan anlatma ihtiyacıyla yazıyor. Bir baba kaybını süslemeden, filtresiz, bazen dağınık hâliyle bırakıyor okurun önüne. Okur da ister istemez kendi hikâyesini bunun içine koyuyor. Ben bu kitabı okurken metinden çok kendimle yüzleştim. Kendi korkularımla, kendi şükürlerimle, kendi “az kalsın”larımla. Ağlatan şey cümlelerin gücü değil, onların açtığı yer oldu. Sonuç olarak: Büyük bir edebi eser mi? Bana göre hayır. Etkili bir kitap mı? Kesinlikle evet. Bu kitap edebiyatla değil, herkesin kalbinde sessizce duran ölüm gerçeğiyle konuşuyor. Ve bazen bu fazlasıyla yetiyor.
Bahçıvan ve ÖlümGeorgi Gospodinov · Metis Yayınları · 202514,2bin okunma
8/10
·210 syf.··
2026 1. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 01 Ocak 2026 15:52
İnsan bazen yaşamayı seçmez; ölmediği için yaşar. Kitapta kahramanlık yok, anlam arayışı yok, “her şey bir sebep için olur” tesellisi hiç yok. Sadece çıplak bir gerçek var: Hayat herkese eşit yük bindirmiyor. O yüzden bu kitap bana “umut”tan çok kabulleniş anlatıyor. Sessiz, gösterişsiz ama insanın içine işleyen bir kabulleniş. Ve belki de en gerçek olanı bu.
YaşamakYu Hua · Jaguar Kitap · 202670,1bin okunma
9/10
·128 syf.··
2025 4. kitabı
·
31 saatte okudu
·
Okunma: 29 Aralık 2025 18:33
Bu roman bende öfke değil, derin bir hüzün bıraktı. Çünkü Ağrı Dağı Efsanesi kavga edenlerin değil, susarak kaybedenlerin hikâyesi. Ahmet’in gidişi bir vazgeçiş değil; sevdiği hâlde bu sevgiyle yaşayamayacağını bilmenin ağırlığı. Gülbahar ise seçemeyenlerin, bedeli başkaları tarafından belirlenenlerin sembolü. Onun yaşadıkları bir yanlış değil, bir mecburiyet. Yaşar Kemal bu romanda aşkı yüceltmiyor; aksine aşkın, törenin ve gücün arasında nasıl ezildiğini gösteriyor. En acı olan da şu: Kimse tam anlamıyla suçlu değil ama herkes biraz mağlup. Dağ yerinde duruyor, düzen işlemeye devam ediyor ve biz okur olarak şunu hissediyoruz: “Böyle olmamalıydı ama oldu.” Bu yüzden bu romanı bitirdiğimde içimde kalan şey bir boşluk oldu. Kavuşamamanın değil, yaşanamamış bir ihtimalin hüznü.
Ağrıdağı EfsanesiYaşar Kemal · Yapı Kredi Yayınları · 202536,1bin okunma
7/10
·296 syf.··
2025 3. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 28 Aralık 2025 11:26
“Acaba” dediğimiz her şey, yaşanmamış bir hayatın hayali. Ve hayal olduğu için de çoğu zaman gerçeğinden daha kusursuz görünüyor. Oysa seçseydik, onun da kendi yorgunlukları, pişmanlıkları, eksikleri olacaktı. Bence insanın elindekine yetinememesi biraz da buradan geliyor: Yaşadığımız hayat somut, kusurlu, bazen acı verici. Seçmediklerimiz ise tertemiz, sorunsuz, yalnızca “olabilirdi”. İşin en garip yanı şu: Aynı anda hem özgürüz hem mahkûm. Seçim yapma özgürlüğümüz var ama seçtiğimiz an, diğer bütün ihtimallerin yasını tutmak zorunda kalıyoruz. Belki de olgunluk dediğimiz şey, “doğru hayatı yaşamak” değil; seçtiğimiz hayatın sorumluluğunu, seçmediklerimizin hüznüyle birlikte taşıyabilmek.
Gece Yarısı KütüphanesiMatt Haig · Domingo Yayınevi · 202598bin okunma