Fatih Köse

Pek çok insan aslında kendilerinden kaynaklanan anksiyet eden üst sistemleri sorumlu tutma eğiliminde, çünkü kendi yerlerini sisteme göre tayin ediyorlar. Benlik sınırlarımızı iyi koruyabildiğimizde ve önceliği kendimize verdiğimizde, kendimizi, bize göre neyin nerede olduğu ölçülerine göre yaşayabildiğimizde durum farklı olabiliyor.
Sayfa 102 - Metis·Kitabı okudu
Reklam
19 yüzyılda kaygının ilk tanımını yapan Soren Kierkegaard' a göre "Anksiyete özgürlüğün baş dönmesidir." 20 yüzyılın önemli psikianalistlerinden Karen Horney "tehlike ne?" diye sorardı. Bugün klinik çalışmalarında yeri geldiğinde benim de sorduğum bir soru bu, çoğu kez karşılığını alamayarak. Kierkegaard'ın sözünü ettiği özgürlük, farklı boyutlarda hepimizin içinde bulunan varoluş vakumudur. Yani insanın nasıl dolduracağını bilemediği ya da üretilmiş trajedilerle doldurulmaya çalışılan boşluk. Gerçek acının ve trajedinin bulunduğu yerde kaygı olmaz, coşku ve tutku'nun bulunduğu yerde de. Aslında "tehlike ne?" Sorusunun cevabını bildiğimiz sanıyorum: sahip olduğumuz yanılgısını yaşadığımız şeyleri kaybetmek, tabii sahip olduğumuzu sandığımız insanları da, çocuklarımız dahil nokta sahip olmanın ne demek olduğunu bilmeyen varlıkların kaygı yaşayacağını sanmıyorum. Onlar sadece varlar, doğadaki diğer varlıklar gibi.
Sayfa 100 - Metis·Kitabı okudu
Günümüz dünyasının gidişi insanın dünyasına yabancılaşma tehdidini de birlikte getiriyor. Yabancılaşma insanı canına kıymaya götürebilen dehşetengiz bir olgu. Belki de bu nedenle 81 yaşındaki İngiliz düşünür Anthony Flew yakın geçmişte ateizmden vazgeçerek "yaşamın kökeni ve doğanın karmaşıklığı karşısında yapılabilecek en iyi açıklama evreni süper bir aklın yarattığıdır "şeklindeki görüşünü açıkladı.
Sayfa 96 - Metis·Kitabı okudu
T. Oral: insanın "varoluş trajedisi" ile kendiliğinden yüzleşmesi mümkün mü ? E. Geçtan: varoluş trajedisinden kaçınma üzerine kurulmuş ve kendisini Uygar değerini nitelendiren dünyaya ait insanlar için bunun mümkün olabileceğini sanmıyorum. Vaktiyle sign freud'da " uygarlığın bedeli nevroz da ödenir "demişti. Varoluşta dizisiyle yüzleşmek ölümlülüğün kabulünü içeriyor, Uygar olarak nitelendirilen dünya ise ölümsüzmüşçesine yaşamakta.
Sayfa 94 - Metis·Kitabı okudu
Bize aykırı gelen şeyleri bir çırpıda yargılayıp etiketlemek yerine olabildiğince anlamaya çalışmanın bizi zenginleştireceğine inanıyorum..
Sayfa 83 - Metis·Kitabı okudu
Reklam