Bir günde bitireceğimi hiç düşünmezdim ama elimdem bırakamadım ve bu kitabı bu gece bitireceğim dedim. Çünkü beni öyle sardı sarmaladı ki bırakamadım. Sanki çok uzaktan gelmiş uzun süredir görmediğim ama çok özlediğim biri gelmişti. Sarılmalara doyamadım. İçime oturdu, kalbimin tam ortasına oturdu öylece. Düşünüyorum kaç saattir neden? Neden bu insanlar bunları yaşıyor? Onlar insan değil mi? Niye? Niye? Niye? Din mi? Dil mi? Irk mı? Sadece bunlar yüzünden mi o canlara o Meleknaz 'lara Nergis' lere o masum canlara kıyılıyor. Evet bu bir kıyım. Etnik temizlik. Hatta Ortadoğu temizliği! Anlamıyorum sanırım hiç bir zaman da anlayamayacağım. Ama inandığımız, taptığımız ve sığındığımız hangi tanrı olursa olsun bu masum ruhların acısı ilelebet İnsan! Irkından çıkacak. İşte ben buna gönülden tapıyorum... Ve sonsuza kadar buna tapmaya devam edeceğim. İyi ki varsın Livaneli...
HuzursuzlukZülfü Livaneli · Doğan Kitap · 2017117,7bin okunma
"Harese nedir, bilir misin? Develerin çölde çok sevdiği bir diken var. Deve dikeni yedikçe ağzı kanar. Tuzlu kanın tadı dikeninkiyle karışınca bu, devenin daha çok hoşuna gider. Kanadıkça yer, bir türlü kendi kanına doyamaz... Ortadoğu'nun adeti budur, tarih boyunca birbirini öldürür ama aslında kendini öldürdüğünü anlamaz. Kendi kanının tadından sarhoş olur. "
Iki gün içerisinde bitirmek için çok kalın olmayan bir kitap arıyordum ve gözüm uzun süredir kitaplığım da duran bu kitaba takıldı. Neden okumayayım diyip elime aldım. İyi ki de almışım hatta kendime biraz kızmadan edemedim neden daha önce okumadım diye. Yazar, kitabın yazıldığı tarihi, o zamanın politikasını, yönetimini, sosyal ve ekonomik yapısını kendi gözüyle gördüklerini ve biraz da tanrısal bir bakış açısıyla çok mükemmel anlatıyor. Biraz efsanevi biraz gotik bir anlatış tarzı var yazarın. Hiç çekinmeden herşeyi anlatabiliyor. Türk damarlarımızın kabaracağı bir kitap çünkü. Yazarla ilk tanışmamız olduğu için bu kadarı yeterli olur ama yüzde yüz okumanızı tavsiye ederim.