ZAMANSIZ #kitapyorumu
"İnan bana," dedi yeşil gözlerinde bir parıltı dolaşırken. Dudağı hafifçe kıvrılmıştı fakat manasını asla çözemezdim. "Beni gerçek dünyadan koparan hayal dünyan değil."
Rosanna, yazar olarak zihnindekileri kaleme döktüğü evreninin içinde buluyor kendini. Kurgusu artık onun gerçekliğinden ibaret ve başına geleceklerinden kendisinin bile haberi yok.
Hayal gücüne bayıldığım her kurgusuyla kalbimde farklı yer edinen canım yazarımın Zamansız hikayesinin kitap olmasıyla yanıp tutuştuğumu söylemem gerek. Onca zaman da boşuna beklememişim, kurgu, gidişat, karakterler muazzamdı.
Kendi kurgusuna hapsolmak, hepimizin hayal ettiği şey değil mi bu? Işınlanmak istediğim birçok fantastik evren, yanında olmak istediğim nice karakter var. Kurgunun bu detayı beni benden aldı. Rosanna bu büyülü evrende belirir belirmez prenses sanılarak kaçırılıyor. Kurgusunda olduğunu idrak etme süreci, kendi karakterlerini karşısında bulup afallaması, kaos, ihanetler, büyü, gizemler ve sırlarla dolu bir serüven... Yazarın kalemine güvenişimle kendimi kurgunun akışına bıraktım ne ara bitti farkına varamadım. Gölge ve Blake'e dair bir teorim vardı onu finalde okuduktan sonra bende yine bir ton soru oluştu. Gizemli olan şöyle bir yönü de var ki Rosanna bu evrene nasıl gelebildi, yaşanılanlar gerçek mi? Burada da devreye Blake giriyor en başa bıraktığım alıntı ekstra sorgulatıyor.
Gölge ve Blake arasında gittim geldim. Etkileyici sahneler, diyaloglarla doluydu, akıllara zararsınız. Gözümün önünde canlandı okuduklarım bu da yazarın ne kadar gerçekçi bir anlatım dilinin olduğunu gösteriyordu. Bayılıyorum kendisine.
Son olarak Blake'in yılanı Sedna'ya değinmeden geçemeyeceğim kurgunun baş yapıtı gibiydi. Yılan olunca Rosanna'nın korkması çok normal, inanılmaz keyifliydi sahneleri.