Momina bana bazen ne kadar yoğun bir tiksintiye kapıldığını anlatıyordu - şunun bunun, bir akşamın ya da bir mevsimin verdiği bulantı hissi değildi bu, yaşamamın iğrençliğiydi, her şeyden ve herkesten, öylesine hızlı akan ama aynı zamanda hiç geçmeyen zamanın tiksintisiydi.