Uzun zamandır okuduklarımın içinde beni en çok etkileyen kitaptı.
Martin'in romanın sonlarına doğru insanları gözünde fazla büyütmesi nedeniyle yaşadığı hayal kırıklığını okuma serüveni herhangi bir noktaya ulaşmış çoğu insan yaşamıştır sanırım. Günümüzde burjuva sınıfı diye keskin bir ayrım olmasa bile ben onlara fularlı enteller veya okumuş cahiller diyorum. Okudukça değil, okuduğunu anladıkça insan bazı şeyleri daha net anlıyor ve bazı insanlar da gözünde küçülüyor.
Ruth başından beri kanımın ısınmadığı bir karakterdi. Yaşadığı sonu hak ettiğini düşünüyorum. Fakat Martin ne kadar kazanmış görünse de bana göre büyük de bir kaybeden çünkü farkındalığı çok yüksek bir seviyeye ulaştı. Hayal aleminden çıktı. Çevresinde toplanan onca insan gözünde hiçbir şey ifade etmemeye başladı; üstelik bir zamanlar en ufak şefkate, ona birinin inanmasina ihtiyaç duyarken. Bir zamanlar aç uyuyor, eşyalarını rehin vererek yaşıyordu ve sevdiği insanla olabilmemin motivasyonuyla güç buluyordu. Fakat sevdiği kadın bile bu yolda onu yalnız bıraktı, kalıplaşmış aptalca düşüncelerin ötesine geçebilecek bir insan değildi. Kitabın sonu olabilir ama Martin için bir şeyler yeni başlıyor gibi görünse de, bir başlangıca ulaşmışsın ama savaşının nefreti, yorgunluğu üzerinde. neye yaradı?