“Bazen uyku tutmadığında şöyle düşünüyorum: Tanrım, bize muazzam ormanlar, geniş alanlar, engin ufuklar verdin ve burada yaşayan bizler, gerçekten de dev olmalıyız.”
“Kültürlü biri olarak çeşit çeşit harika kitaplar okudum, fakat işin doğrusu, yönümü tayin edemiyorum, gerçekten ne istediğimi, yaşamak mı yoksa kendimi vurmak mı istediğimi asla anlayamıyorum ve işte buna rağmen her zaman yanımda bir tabanca taşıyorum.”
Ve bütün bu kişiler, ortalıkta dalkavukluk ederek, yalakalık ederek dönüp duranlar ve daha bilmem neleri haykıranlar… bunlar icare peşinde olan kira parası peşinde olan yurtseverlerdir! Bu ikbalperestler, bu din bezirganları anayı da, babayı da Tanrı’yı da gözlerini kırpmadan para için satarlar.
“Ve bu zavallı genç memur, yaşadığı şu dar ömründe, insan denen yaratıkta insanlık dışı onca şeyi görmekten, kültürlü, sosyete üyesi, zarif olma iddiası taşıyan ve hatta dünya alemin soylu kabul ettiği kişilerde ustaca gizlenmiş nice kabalıklar görmekten nasıl ürpermiş, elleriyle yüzünü kapayarak nasıl tir tir titremişti…”