"Senin kalbin, pusulan," dediğimde onun cümlesini tekrar ettim. "Pusulanı benim atışlarımın üzerine bıraktın. Bu düşün düğümden daha ağır bir yük." Korel böyle bir tepki beklemediği için donuklaştı. "Seni unutsam bile bu dövmeye baktığımda hiç bir zaman kırık bir pusulayla hatırlamayacağım, ne olursa olsun. Sen o labirentin içindesin ve pusulanı gizliyorsun ama aruk pu- sulanı ben de taşıyorum ve o labirente girebilirim, bu pusulayı da kırık olsa bile kullanabilirim."
"Çünkü seni bana tekrar unutturmaya çalışırlarsa her baktigimda seni hatırlatacak bir şey olsun istiyorum bedenimde. Korel, seni artık unutmak istemiyorum."
Herkesin elleri azaptan yanardı fakat yanan ellerle başkasına dokunup yakmak sadece bir tercihti. İki gruba ayrılıyorlardı: başkasını yakanlar, ellerini söndürenler ve kendileri yananlar.