İşte âşık da yok oldu, maşuk da. Zaten, ne kendileri bir şeydi, ne hevesleri. O tertemiz Allah, yoklukları birbirine çalar da yokluğu yokluğa [böyle] âşık eder.
Hazdır
Dünyalar sanmayın bizi içine çeken
Hazdır dünyalardan bütün emdiğimiz
Daha başından beri
Henüz cenin iken biz
Kalbin de cesameti belli belirsiz iken
Hangimiz hazzın bize neler ettiğini bilmeyiz?
...
Şehvet, hüsran, hatıra, mukavemet
Bunların çarkına kapılanda
bir güzellik doğuyor
İnsanlar hep böyle şeylerin yedeğinde buluyor
güzelliği
O sebepten ola ki
Güzel yine de güzel solarken bile.
Çünkü her soluş merhamet uyandırıyor
Çünkü merhametti ona önceden rengi veren de.
...
Acunu oyalayıp acunda oyalanan
Kıvılcımlı oklardan biri değildi Yusuf
Güzel olmasına güzeldi
Ama bunu söylemek
Dile denk düşmüyor nedense
Çünkü denilmez
Silahlı bir birliğe bakıp:
Ne de güzel bir ordu!
Güzelse de güzel denilmez ordulara
Savaşı hatırlatan hiçbir şeyi gönül
Yatkın bulmaz güzel kelimesiyle anlatmaya.
Yusuf'un güzelliği
Ey sâki, dolaştır kadehi, sun bize.
Aşk evvel kolay göründü ammâ, ne güçlükler çıkmadı ki sonra.
Umut içindeydi âşıklar; sabâ dağıtacak sevgilinin zülfünü, getirecek misk kokusunu diye.
Gönüller kan dolmuştu bekleyeceğim diye.
Sevgilinin konağında güven olur mu?
/Hâfız-ı Şirâzî