Ey sâki, dolaştır kadehi, sun bize.
Aşk evvel kolay göründü ammâ, ne güçlükler çıkmadı ki sonra.
Umut içindeydi âşıklar; sabâ dağıtacak sevgilinin zülfünü, getirecek misk kokusunu diye.
Gönüller kan dolmuştu bekleyeceğim diye.
Sevgilinin konağında güven olur mu?
/Hâfız-ı Şirâzî
A gönül, kim Allah’tan daha iyi müşteri olabilir ki? Senin malından pis bir dağarcık alır, aydınlanmış bir gönül ışığı verir.
Bu yok olucu beden buzunu alır, bizim vehmimizin ötesinde bir saltanat verir. Birkaç damla gözyaşı alır, şekerlerin bile kıskandığı Kevser’i verir.
Sevdalarla, dumanlarla dolu âhı alır, her âha karşılık yüzlerce kârlı makam verir.
Haydi, şu eşsiz benzersiz, hararetli pazarda eskileri sat da peşin saltanatı al. Bir kuşku ve tereddüt yolunu vurursa, tacir peygamberleri [kendine] senet et.
[Kâbe’ye gidenler] neden bir ses duymadan “Lebbeyk” deyip duruyoruz derler mi hiç? “Lebbeyk” demeyi başarmaları, bir ve tek olan Allah’tan her an gelen bir sestir.