Allah’ın bağışı, sana can gibi karışır. Öyle ki o sen olur, sen de o olursun.
...
Can da ne olur ki sen ona dayanasın? Allah kendi aşkıyla diriltir seni. O'ndan aşkın diriliğini iste, can isteme. O'ndan o rızkı iste, ekmek isteme.
Yarabbi, suçluyum, insanlara umut bağlamıştım, dedi. Gerçi o efendi çok cömertlikler etti, ama [onun cömertliği] Senin bağışına hiç denk değildi.
O bana külah verdi, sense akılla dolu baş verdin. O kaftan verdi bana, sense boy pos. O altın verdi bana, sen altın sayan el. O binek hayvanı verdi bana, sense ona binecek akıl.
O efendi mum/ışık verdi bana, sense aydın göz. O efendi yiyecek verdi bana, sense yemek yeme gücü. O maaş verdi, sense ömür ve hayat. Onun vaadi altın, senin vaadinse temiz şeyler.
O ev verdi bana, sense yeri göğü. Senin evinde, o ve onun gibi yüzlercesi yetişip semirir.
Ona o cömertliği ve merhameti de Sen verdin. Cömertlikte onun neşesini, sevincini de Sen artıyordun.
O’nun huyuyla huylan ki emanetlerin, kaybolmaktan da eksilmekten de güvende kalsın. Huyları yaratanın, peygamberlerin huylarını geliştirip besleyenin huyuyla huylan.
O'na bir kuzu versen, karşılığında sana bir sürü verir; her sıfatı, geliştirip besleyen bizzat Allah’tır.