Bilmek insanın en asli vasfıdır. Bilmekten daha özel, daha ayrıştırıcı bir vasfımız yoktur. Dolayısıyla insan başka herhangi bir nedenle değil, insan olduğu için bilir.
Özetle, tek bir şehirde, bölgede veya tek bir devletin yönetiminde değil, İtalya, İspanya, Macaristan ve Portekiz'in tamamında tüm Müslümanlar; Fransa, İngiltere, İspanya ve Portekiz'in tamamında tüm Yahudiler ve hatta Batı Avrupa genelinde Hristiyan sayılmayan tüm topluluklar da yok edilmiştir.
... Daha sonraki dönemde "Batılı" olarak bilinecek ülkelerin ve toplumların "Batılı olmayan" ülkelerden ve toplumlardan ayırt edici özelliği, bir başka deyişle "büyük ayrışma,” tam da bu politikayla ortaya çıkmıştır.
Müslümanlar yüzyıllarca, günümüzde İspanya'ya karşılık gelen topraklarda ve Akdeniz'in en büyük adası olan Sicilya'da nüfusun çoğunluğunu oluşturdu. Fakat bilhassa on üçüncü yüzyılın başında ve on beşinci yüzyılın sonunda zirveye çıkan katliamlar, cebren kitlesel din değiştirmeler ve sürgünler sonucunda 1526 yılı itibarıyla Batı Avrupa'nın hiçbir ülkesinde hiçbir yerleşimde tek bir Müslüman aile bile kalmayacak şekilde tüm Müslümanlar yok edilmişti. Dolayısıyla Batı Avrupa'nın hiçbir bölgesinde Orta Çağ'dan günümüze kadar kesintisiz olarak varlığını sürdürebilmiş tek bir Müslüman cemaati yoktur.