sueda

Namaz kılarken Hz. Peygamber'in göğsünden tencere kaynamasına benzer tarzda coşkulu sesler çıktığı, azab âyetlerinde ağlayıp, müjde ve dua âyetlerinde sevinçle dolduğu rivayet edilir. Ashâbdan ve tâbiînden Kur'ân âyetlerini dinlerken vecde gelenler vardır. Kimileri vecdle sayha eder, kimileri ağlar, kimileri de bayılırdı. Bütün bunlar vecdin fıtrî ve meşru olduğunu gösteren rivayetlerdir.
Sayfa 233·Kitabı okudu
1000k
Reklam
halvet - celvet
Celvet, kalbden bulanıklıkların giderilmesi, gönül aynasının parlatılması ve nûr-i ilâhînin kalbi aydınlatmasıdır. Bu hale ermek için, önce bir halvet hayatı yaşayarak insanın riyâzetle nefsinin sivriliklerini törpülemesi ve kalbini nefsinin etkisinden kurtarması gerekmektedir. Sâlik iyi huy ve sıfatlarla bezenince, onun halkın arasına karışması câiz, hattâ yerine göre vâciptir. "Salah olmadan ıslah olmaz." Halvet salah içindir. Salah gerçekleşince başkalarını ıslahın yolu açılır. Bu da tenhâda gizli durmakla değil, halkın arasına karışmak ve hal transferi yoluyla gerçekleşir.
Sayfa 227·Kitabı okudu
1000k
Allah insana iki kulak, bir ağız verdiğine göre, insanın iki dinleyip bir söylemesi esastır. Kur'ân'ın ilk emri oku olduğuna göre, konuşmak değil, ilme sarılmak gerekir. Mevlânâ da Mesnevî'sine "Dinle" diye başlıyor, çünkü insanın konuşmaktan çok dinlemeye ihtiyacı vardır.
Sayfa 223·Kitabı okudu
1000k
Mevlânâ Celâleddin Rûmî; semâın âşıkların gıdası olduğunu, onda Cânan ile vuslatın latif bir hayali bulunduğunu, semâ yapan kimsenin semâ anında midesini boş tutmasını, zira ney'in içi boş ve saf olduğundan açıkça inlediğini söyler.
Sayfa 215·Kitabı okudu
1000k
Semâ, eğer behimî arzuları tahrik ederse yasak, bediî duyguları uyandırırsa mubah ve helaldir. /Gazâlî
Sayfa 215·Kitabı okudu
1000k
Reklam